·309 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Şubat 2026 11:39 Burhan Sönmez’den okuduğum ilk kitap Kuzey oldu ve daha ilk sayfalardan bunun klasik bir hikâye anlatımı olmadığını hissettim. Kitap boyunca en çok hissettiğim duygu belirsizlikti. Ama bu rahatsız eden bir belirsizlik değil; bilinçli kurulmuş, atmosferi güçlendiren bir belirsizlikti. Bazı sahnelerde gerçekten durup “Bu yaşananlar gerçek mi, yoksa bir rüyanın içinde miyiz?” diye düşündüm. Anlatı tam yakaladım dediğim yerde kayıyor, net bir zemin vermiyor. Bu da kitabı sıradan bir hikâye olmaktan çıkarıp zihinsel bir deneyime dönüştürüyor.
Rinda’nın babasının ölümünün ardındaki gerçeği aramak için Kuzey’e doğru yola çıkışı dışarıdan bakınca bir yolculuk gibi görünüyor. Ama benim için bu yürüyüş daha çok içsel bir arayıştı. Sanki Kuzey bir yön değil de, insanın kendi içindeki bilinmeyen bir bölgeydi. Gerçekle rüya, geçmişle şimdi sürekli iç içe. Nerede gerçek bitti, nerede rüya başladı ayırmak zor. Belki de metnin asıl büyüsü burada.
Okurken en çok yaşadığım ikilem Rinda mı Aslem mi sorusuydu. Bazı bölümlerde kimlikler birbirine karışıyor gibi hissettim. “Şu an gerçekten Rinda’yı mı okuyorum, yoksa başka bir katmandayım?” dediğim anlar oldu. Bu kafa karışıklığı beni kitaptan uzaklaştırmadı; tam tersine daha çok içine çekti.
Yan karakterler ise hikâyeyi tamamlayan gölgeler gibi. Özellikle kadın karakterlerde hem bir güç hem de derin bir incinmişlik var. Kimse tamamen masum değil ama kimse bütünüyle suçlu da değil. Herkes biraz yaralı, biraz eksik, biraz suskun. Bu yüzden karakterler bana çok gerçek geldi; uzaktan izlediğim değil, tanıyormuşum gibi hissettiğim insanlar oldular.
Karakterler zaten kesin sınırlarla çizilmemiş. Rinda güçlü mü kırılgan mı diye net bir şey söylemek zor; çünkü ikisi de. İyi-kötü, doğru-yanlış ayrımları keskin değil. Daha çok gri alanlarda dolaşıyoruz. Bu da metni daha insani kılıyor.
Metnin dili yer yer masalsı, yer yer gerçeküstü bir tonda ilerliyor. Okurken sanki bir çeviri roman okuyormuşum hissine kapıldım; zamansız ve mekânsız bir atmosfer var. Her bölüm başka bir kapı açıyor gibi. Mekânlar zihnimde farklı dünyalar olarak canlandı. Sadece okumadım, hayal ettim.
Masal gibi başlayıp felsefi bir sorgulamaya dönüşen bir yapısı var. Net cevaplar vermiyor ama zihni sürekli canlı tutuyor. Bu yüzden hem hızlı okudum hem de okurken sürekli düşündüm.
Benim için Kuzey, gerçek ile hayal arasındaki o ince çizgide yürüyen bir roman oldu. Cevaplardan çok sorular bırakan, belirsizliğiyle etkileyen bir kitap. Eğer okurken hayal kurmayı, gri alanlarda dolaşmayı ve zihinsel oyunlardan keyif almayı seviyorsanız, Kuzey tam o yerde duruyor.
#bencekiitap #Kuzey #BurhanSönmez #kitapyorumu #edebiyat