Puan vermedi·392 syf.····Okunma: 26 Mart 2018 00:00 #okudumbitti
#kitaptavsiye
Geçinmek için yazan değil, yazmak için yaşayan...
Yazmak için yalnızlığa, yaşamak için kalabalığa karışan ama ikisiyle de anlaşamayan...
Kağıdıyla kalemi, yaşamakla ölmek arasında ki ince çizginin üzerinde duran...
Gülünce gamzeli yüzü hem çocuksu hem daha yaşlı görünen biri Sait Faik Abasıyanık...
Duygusal, ince düşünceli, tutkulu, yazmaya ve aşka aşık, alıngan, aynı zamanda kendi kafasında kuran, öfkeli, saman alevine benzeyen siniri yüzünden sadece aşklarıyla değil dostlarıylada bir dargın bir barışık yaşayan biri Sait Faik Abasıyanık...
O dostlar ki hepsi birer efsane. Çoğunu ayrı ayrı tanıyoruz aslında. Orhan Veli, Özdemir Asaf, Aziz Nesin, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Yaşar Kemal, Bedri Rahmi... Bunlar sadece şuan aklımda kalanlar... Dönemin şartlarında yazmaya çalışan, tutuklanan, sürgün edilen, kitapları toplatılan bütün isimler... Tüm zorluklara, baskılara hatta işkencelere rağmen yazmaktan vazgeçmeyenler. Bu isimlerin hepsini aynı masada düşünebiliyor musunuz?...
Müthiş bir kitap okudum, karşıma çıkan isimlere şaşırdım çoğu zaman. O kadar samimi yazılmış ki bütün o yazarlar gözümde aynı mahalleden geçtiler. Türünde okuduğum ilk kitaptı ve bununla başladığım için çok mutlu oldum. Akıcılığı, samimiyeti ve yazdıklarını net hissettirmesi sayesinde bu tarz kitaplar artacak kitaplığımda.
Sait, bu memlekette en sevilen yazarlardan biridir ama ömrünce yalnızlığa mahkum etti kendini...
Saat 02:35'te sustu ada vapuru.
Balıklar da balıkçılar da yetim kaldı.
Ağlar yırtıldı denizde.
Gökyüzü delinircesine ağlamaya başladı.
Mayısın 12'sinde bir yağmurdur esir aldı şehri... Bulutlar birbirine vura vura ağlaştılar o gün.
Yalnız hatta yapayalnız yaşamış bir adamın vedasıydı bu...
Keyifli okumalarınız daim olsun...
26 Mart 2018