Yeşil Peri Gecesi; Şebnem’in çocukluğu, ailesi, yaşadıkları, yaşattıkları, travmaları, kendiyle ve çevresiyle hesaplaşmaları..
Şebnem’e kızabilirdim ama kızmak hiç aklıma gelmedi. Çünkü herkesin yaşadığı olaylara ve travmalara verdiği tepkiler farklıdır. Onun yaptıkları bir noktada kendi seçimleriydi. Bu seçimler yanlış olabilir ama onun hayatta kalma yöntemiydi.
Kendini değersizleştirmesi bilinçsiz değildi. Aslında geçmişinde ona zarar veren insanlardan intikam alma biçimiydi. Kendine zarar vererek, başarısız olarak, kendini rezil ederek onların canını yakacağını düşündü. Bu yanlış bir yöntemdi ama sonuçta kendi yöntemiydi. Böylece kendini değersizleştirdi her şeyin farkında olarak.
Şebnem’in temel isteğinin güçlü olmak ya da sadece görünmek değil, gerçekten sevilmek olduğunu düşünüyorum. Hayatı boyunca sevgi yerine beğenilmekle yetinmek zorunda kaldı.
Kitabın sonu beni çok etkiledi. Şebnem’in kendini feda ederek planladığı son ve en vurucu intikamın gerçekleşmesi, kendi değerini ya da değersizliğini bir araç olarak kullanması hikâyeye uygun ve güçlü bir sondu. Başka türlü bitseydi hayal kırıklığı olurdu benim için.
Roman boyunca en çok ürperdiğim nokta, Şebnem’in yaşadıklarının pek çok kadının gerçek hayatta yaşayabileceği şeyler olmasıydı. Bu yüzden hikâye sadece bir karakterin değil, toplumsal bir gerçeğin yansıması gibi geldi.
Okurken bi yandan da sürekli kafamda bir soru dönüyordu?
“Başka türlü olabilir miydi?”
Bu sorgulama ne kadar acıtsa da karakteri o kadar gerçekçi kılıyordu. Şebnem için ne tamamen suçlu diyebiliyorsun ne de tamamen masum.
Serinin 3. kitabı Osman; Osman’ın gözünden hikayeyi (Şebnem’i) yeniden dinlemeye, yaşamaya hazır mıyım onu da hiç bilmiyorum..