Gönderi

RHETT BUTLER'İN İNSANLARI
6/10
·646 syf.··
2026 3. kitabı
#kitapyorumu Rüzgar Gibi Geçti romanını okumuş herkes muhakkak Rhett'i daha yakından tanıyabilmeyi, onun duygu ve düşüncelerine ortak olup, hayatının her evresine şahitlik etmeyi arzulamıştır. Ve tabi ki Scarlett'le yarım kalmış hikayelerinin daha iyi bir sonla bağlanmasını.. İşte bu kitap da bu amaçla yazılmış.. Kitap adının hakkını veriyor gerçekten. Sadece Rhett'in iç dünyasını ve hayatını okuyacağız diye umuyorken, Rhett'ten çok, onun hayatına girmiş, onunla bağlantısı olan kişileri anlatıyor. Öyle ki bu kitap Rhett'in mi yoksa onun insanlarının mı hikayesini anlatıyor diye şüphe ettim. Hikaye Rhett'in, Belle Walking'in abisi ile düello yapmaya hazırlanışı ile başlıyor. Belle hamile ve herkes bebeğin Rhett'ten olduğuna inanıyor. Rhett ne inkar ediyor ne kabul ediyor. Sadece durumla eğleniyordur. Düelloda silahlar patlıyor ve hooop hikaye Rhett'in çocukluğuna gidiyor... Yazar o kadar çok karakter ve o kadar çok şehir ve mekan isimlerinden bahsediyor ki, kitabın yarısına geldiğim halde çoğu karakter kimdi, bu mekan neresiydi hatırlayamıyordum. Çeviride özel mekan isimlerini orjinal dilde yazmaları okuyucuyu çok zorluyor. (Mesela Twelve Oaks yerine Türkçe çevirisi ile Oniki Meşeler olarak bahsedilse okuyucunun beyni yanmadan olaylar ve mekan arasında daha kolay bağlantı kurabilirdi işte) Herkesin hafızası süper değil ki aklında tutup, kafası karışmadan olaylarla bağlantı kurabilsin. Az söylenmedim hani okurken. Bir çok karakter, şehir ve mekan isimleri derken bir de olaylar o kadar kopuk anlatılıyordu ki, lafın ortasında başka bir konudan bahseder gibiydi. Bir de yazarın kalemi duygudan çok uzak. Karakterleri anlatırken de, olayları anlatırken de hiç bir şekilde duygu hissettirmiyor. Dümdüz, soğuk bir anlatım hakim. Ayrıca yazar Rüzgar Gibi Geçti'de anlatılan Rhett'in karakterini bozmuş bence. Okuyunca bunu kendiniz de fark edeceksinizdir. Orjinal hikayede olmayan bazı şeyler vardı ki, bana göre onları kurguya dahil ederek orjinal hikâyeye saygısızlık etmiş.. Açıkçası bu kitap bende büyük hayalkırıklığı oluşturdu. Rhett'in hayatının her evresini, onun iç dünyasını okuyacağım diye heveslenirken hiç umurumda olmayan, merak da etmediğim kız kardeşi Rosemary ve Andrew Ranvel'i daha çok okumak sinir bozucuydu. Bana göre, Alexander Ripley'in yazdığı "Scarlett O'hara'nın Dünyası" çok daha başarılıydı ve orjinal hikayeyi ve karakterleri daha güzel yansıtıyordu. "Scarlett"in yazarına o kadar laf edip onun yazdığı devam kitabını küçümseyen ve yok sayan sen Donald McCaig, senin daha iyi iş çıkardığını umuyordum, ama sen ondan çok daha berbat yazmışken hangi özgüvenle Alexander Ripley'i yerden yere vurmuşsun anlatsana bir.. Sonuç olarak çok beğenmedim ve beklentimi karşılamadı ama Rhett'i biraz daha tanımak, Scarlett ve Rhett için daha iyi bir son okumak isteyenler için okunabilir bir devam kitabı. Ama beklentinizi yüksek tutmamak şartıyla.. Rüzgar Gibi Geçti'nin yazarı o kadar muhteşem bir başyapıt bıraktı ki ardından, yüz tane çeşitli devam kitapları çıksa iyisiyle kötüsüyle hepsini de alıp okurum. Öyle güzel, öyle unutulmaz, öyle etkileyici bir roman işte.. Keyifli okumalar efendim..
1000Kitap
Rhett Butler'ın İnsanlarıDonald McCaig · Artemis Yayınları · 201920189 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.