"- Toprak Ana! Toprak Ana! Söyle bana, Suvankul gibi, Kasım gibi evlatlarına kıyarlar da dağlar niçin göçüp yerin dibine batmaz? O iki can, baba-oğul, bu toprağın öz çocukları, soylu çocuklarıydı. Bilinmeyen eski çağlardan beri bu toprakları yoğuran, işleyen insanlardı. Dünyayı besleyen, sulayan onlardır. Savaş çıkınca bu toprakları savunmak için asker olup ön safta çarpışan onlardır. Savaş olmasaydı, Suvankul ve Kasım neler neler yapacaktı bir düşün. Onların emeklerinin ürünü olan nimetlerden nice nice insan yararlanacaktı. Nice tarlalar ekilecek, nice nice buğday üretilecekti. Onlar da başkalarının çalışmasından, üretmesinden ödüllerini bin kat olarak alacaklar, yaşamanın sevincini, mutluluğunu tadacaklardı. Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?"
Bu ve bunun gibi çok kıymetli dizelerle savaşın yıkıcılığını insanın acı karşısında o dik duruşunu,emeğini,en sevdiklerini kendi elleriyle savaşa gönderip gelmeyeceklerini bile bile binbir umutla bekleyişlerini..beklerken çektiklerini,açlığı,insanlığı,acıyı iliklerimize kadar hissettiren, çoğu yerde ağlatan muazzam bir eser… okuyun, okutun…