·410 syf.····Okunma: 25 Nisan 2021 00:00 Ve dağlar yankılandı kitabını başta hiç sevmedim daha doğrusu okuduğum bir tür değildi. Okumaya heveslenmedim. Babam görüp almış öylece köşede boş boş duruyordu. Bir gün gözüme çarptı. Öyle ya kitaplığımda okumadığım kitap olması beni bir noktada geren bir şey.
Ki yeni bir kitap aldığımda bile onu sırayla her rafa koyarım. Diğerleriyle tanışsın diye. Saçma belki gereksiz bir hareket ama çocukluğumdan kalan bir şey kendimi bununla güdülemişim. Sanki ben uyuduğumda kitaplarım birbiriyle konuşacak, tüm karakterler kaynaşacakmış gibi. Ve yeni kitabı da acilen o sıcak yuvaya alıştırmam gerekiyormuş edasıyla.
Her neyse kitaba final haftamda kafa dinlemek için başladım ve tabii ki bırakamadım. Kitabın konusu ve üslubu epey farklı. Hani bir hakim bakış açısıyla yazılmış gibi, bir de aynı zamanda sanki birinci tekilden okurmuş da karakter o duyguları en ince ayrıntısına dek size aktarıyormuş gibi.
Tek bir hikaye etrafında şekillenen hayatları görmüyorsunuz bu kitapta. İçinde, birbiriyle çok uzaktan da olsa bağlantılı, birden fazla hikaye var.
Ama hepsi öyle sürükleyici öyle merak uyandırıcı ki bırakamıyorsunuz bağlıyor, her karakter derin, okudukça yaşamının o anlarında siz de onunla birlikteymişsiniz gibi.
Her şey bir süreç halinde. Kitabın ana hikayesi Peri ve Abdullah adlı kardeşlerin, birbirinden çok uzak iki farklı yaşama sürüklenişi. Abdullah'ın Perisiz hayatı, Peri'nin Abdullah'sız hayatı.
Farklı kültürlerde yeşermek zorunda bırakılan bu iki çocuk, anlam veremedikleri bir yoklukla hayatlarını sürdürmek zorunda kalıyor. Diğer hikayeler ise bu ana hikayeden dallanıp budaklanıyor.
Ana konu buyken kendinizi Pervane ve Masume kardeşlerin, Peri ve Abdullah'ın babaları; Sabır'ın, üvey dayıları; Nebi'nin, Bay Wahdati ve Bayan Nila Wahdati'nin, Amra'nın, Timur ve İdris'in, Roşi'nin, Adel'in ve Adel'in çok sevdiği babası: Baba Can'ın, Markos'un Thalia ile özdeşleşen yaşamının, Odie ve Madaline gibi pek çok karakterin ve bu karakterlerin iç dünyasıyla tanışmış bulacaksınız.
Benim cephemde bu karakterlerle tanışmak epey sabırsız okuma saatlerine tekabül ediyordu. Ben deli gibi Abdullah'la Peri'nin karşılaşacağı gelecek bölümünü bekliyordum. Ve bekledikçe okuma istediğim artıyordu.
Kitabın girişi ve Sabır'ın ilk hikayesi beni öyle derinden etkilemişti ki sanırım bunu kelimelerle ifade edemem. Peri ve Abdullah'ın diyalogları içe oturacak cinsten.
Sabırlı bir kişilikseniz ve insanların hayatlarını bilir kişi ağzıyla okumak isterseniz kitabın başı ve sonu için yanınızda bolca peçete bulundurarak okuyunuz.
Beni merakta bırakan tek bir şey oldu o da Masume'nin akıbeti. Keşke sevgili yazar ufacık ucundan da olsa ona da bir değinseydi. Onun dışında okunmaya değer muazzam bir işçilikle yazılmış okuyun, okutun diyebileceğim bir kitap.
Ne mutlu ne de mutsuz bir son, sadece sizi 10/10'luk gerçek yaşamla ilişkilendirecek uzun soluklu zaman zaman sakin zaman zaman da heyecanı 9.8'e çıkaran bir kurgu. Pişman olmazsınız.
Başladığım gibi bitirmek beni mutlu etti. Bu ayrıntı çok güzeldi. Beni kitaba bağlayan ninni benimle vedalaşıyor ve bu bana son el sallayışı gibiydi. Şu an anlamasanız bile eğer okursanız ne demek istediğimi anlayacaksınız :)
+ Kağıttan bir ağacın altında
minik, hüzünlü bir peri buldum.
- Bir gece rüzgarla savrulan,
minik hüzünlü bir peri tanıdım.