Jack Londonİyi Köpekler Kötü Köpekler Ve Kuzey Toprakları
Kahverengi Kurt, aslında aidiyet üzerine çok dokunaklı bir hikaye. Kaliforniya’daki konforlu hayatına rağmen içindeki o kuzeyin vahşi çağrısına engel olamayan bir köpeği anlatıyor. En sonunda "sevgi mi yoksa genlerindeki o vahşi doğa mı?" sorusuna verdiği cevapla beni biraz hüzünlendirdi.
Ah O Benekli ise tam bir bela hikayesi ama okurken güldürüyor. Benekli ne çalışıyor, ne de laftan anlıyor; tam bir asalak gibi takılıp sahiplerini canından bezdiriyor. Ne yaparsan yap bu "profesyonel tembelden" kurtulamıyorsun, bir şekilde yine kapında bitiyor. İnsanın sabrını test eden absürt bir sadakati var.
Batard ise bu üçlünün içindeki en karanlık olanı. Burada sevgi yerine saf nefret ve intikam var. Sahibi Esmer Leclere ile Batard birbirlerinden o kadar nefret ediyorlar ki, bu nefret bir noktadan sonra hayata tutunma amaçları haline gelmiş. Finaldeki o intikam sahnesi gerçekten ürperticiydi; sanki kötü bir sahibin kendi eliyle büyüttüğü canavar tarafından yok edilmesini izliyoruz.
Genel Sonuç:
London bu öykülerde hayvanları sadece birer evcil dost gibi değil, karakteri, inadı ve hatta nefreti olan birer birey gibi anlatmış. Kurt özgürlüğü, Benekli kurnazlığı, Batard ise intikamı temsil ediyor.