Yarının ÖyküleriÇağlar Kulaksız
YARIN HENÜZ YAZILMADI, AMA SORULARI ŞİMDİDEN BURADA!
“Şehrin hangi yakasındayım? Neden gördüğüm bütün yüzler benim yüzüm? Neler oluyor bana?”
Bir kitap düşünün; sizi ilk sayfasından itibaren böylesine sarsıcı bir labirentin içine bırakan…
Çağlar Kulaksız’ın “Yarının Öyküleri” eseriyle tanıştım ve açık söylemeliyim ki zihnim hala o ters köşe finallerin etkisinde.
İlk bakışta bir bilimkurgu gibi görünen bu kitap, sayfalar ilerledikçe sizi insan olmanın en derin, en karanlık ve en merak uyandıran dehlizlerine sürüklüyor. On farklı hikâye, on farklı dünya...
Ama her biri bir dizi tadında. bitmesin istiyorsunuz ama bir sonraki şoku yaşamak için de hızla okuyorsunuz.
Neler mi var bu öykülerde?
Sevdiği kadını ölümün elinden geri almak için Azrail ile satranç oynayan bir adamın çaresizliği…
Şeytanın kendi perspektifinden anlattığı, inançlarınızı ve adaleti sorgulatan o çarpıcı söyleşi…
Yapay zekanın sınırlarında gezen, “İnsan olmak nedir?” dedirten o meşhur “Empati” hikâyesi…
Ve "İzahı olmayanın mizahı" diyerek evrime, varoluşa, yeni evrenlere uzanan felsefi bir yolculuk.
Ve daha bir çok konu...
Kitap boyunca kendimi şu soruyu sorarken buldum: “Sırf cennete gitmek için iyilik yapıyorsak, bu gerçekten iyilik midir?”
Her bölüm, teknolojik ilerlemenin bizi gerçekten “ileri” götürüp götürmediğini, ahlaki sınırlarımızı ve seçimlerimizi bir ayna gibi yüzümüze çarpıyor.
Cesur, sarsıcı ve bir o kadar da sürükleyici… Eğer okurken sadece vakit geçirmek değil, durup dakikalarca düşünmek, şaşırmak ve dünyayı farklı bir pencereden izlemek istiyorsanız; bu yolculuğa mutlaka çıkmalısınız.
Peki ya siz? Bir gün sevdiğiniz biri için Azrail’e kafa tutar mıydınız, yoksa her şeyi kadere mi bırakırdınız? Yarın henüz yazılmadı, ama bu kitap yarını bugünden sorgulatıyor. Şiddetle tavsiyemdir!