BEŞ DUYUNUN KASABI CİHANGİR IŞIK
"DUYMADI, TATMADI, DOKUNMADI."
"Dinle. Sadece sessizlik yalan söylemez."
Selam kitap dostlarımm, bugün okurken resmen *"Ben ne okudum böyle!"* dediğim, tüylerimi diken diken eden yepyeni bir polisiye-gerilim bombasıyla geldim: Beş Duyu Organının Kasabı.
İlk kitap *Kırmızı Ritüel*'den sonra beklentim çok yüksekti ama yazar bu kez beklentilerimi de aşan, çok daha karanlık ve dehşet verici bir kurguyla geri dönmüş. Meğer ilk kitaptaki cinayetler işin sadece fragmanıymış!
" Ilk yalan GÖRMEKLE başlar. Göz, gerçeği gostermez; göz, alışkanlığı öğretir."
Kitabın en büyük gücü, yazar Dr. Cihangir Işık’ın gerçek hayatta da aktif bir adli tıp uzmanı olması. Otopsi masasındaki o soğuk gerçeklik, kullanılan cerrahi teknikler en ince ayrıntısına kadar o kadar kusursuz işlenmiş ki, kendinizi roman okurken değil, gerçek bir adli dosya incelerken buluyorsunuz.
Savcı Volkan, Adli Tıp Uzmanı Soner ve Jandarma Aykut bu kez sıradan bir seri katilin değil, bir canavarın peşinde. Katilimiz kurbanlarını öldürmeden önce beş duyusunu (görme, işitme, tat, koku, dokunma) sistemli ve vahşice yok ediyor. Cesetlerin üzerine bıraktığı mikroskobik şifrelerle adeta Soner’e meydan okuyor: *"Bilimine güveniyorsan gel beni çöz!"*
Ahmet, gördü. Uğur kulağını... Ayşe, ruhunu...
Kitap sadece bir polisiye değil, insanın karanlık psikolojisine yapılan bir yolculuk. Tam *"Olayı çözdük"* dediğiniz anda yazar öyle bir finalle ters köşe yapıyor ki tüm taşlar yerinden oynuyor. Geçmişte kapandı sanılan dosyaların bu cinayetlerle bağı ise hikayeyi bambaşka bir boyuta taşıyor.
Kitabı okudukça olaylar iç içe geçmiş Hayatlar ve kan donduran olay örgüsü cinayetler. Birbini takip eden olaylar zinciri...
Ciddi bir emeğin ürünü olan, tek bir boşluk bile bırakmayan bu kitaba