Puan vermedi·288 syf.··Beğendi
· Tek bir bedene iki coğrafyayı sığdıranların hikâyesiydi bu. Yoruba mitleri, folklor anlatıları ve fantastik öğelerle örülü; büyülü gerçekliğin tekinsiz bir atmosferle harmanlandığı bir metin. Bir yanda Hamlet’in hayaleti, diğer yanda Küçük Kadınlar’ın kardeşliği dolaştı sayfalarda; ama en çok İkarus’un hikâyesi kaldı zihnimde.
İkarus’u düşüren güneşe yakınlıktı; Jess’i dönüştüren ise köklerine fazla yakınlık.
Birinin kanatları, diğerinin benliği küle döndü. Güneşe yaklaşmak tehlikelidir, evet; ama köklerine yaklaşmak da o kadar tehlikeli olabilir mi? İşte roman tam da bu yanışın izini sürüyordu. Annesinin akrabalarıyla tanışmak için çıkılan Nijerya tatilinin dönüşünde Jess artık eski Jess değildir.
Göçmenlik, kimlik, aidiyet ve bölünmüş benlik üzerine kurulu; mitlerle beslenen, tekinsiz ve büyülü bir anlatı. Köklerine yaklaşmanın her zaman iyileştirmediğini, bazen yakabileceğini hatırlatan bir hikâye.