Selam! Sizlere #Vizyon ile geldim. Aksiyon, gizem, sırlar, gerilim ve ihanetle çevrili polisiye sevenler bence bunu kaçırmamalı.
Aslan Karadağ, Vatan Emniyet’in en yetenekli dedektiflerinden. Önüne gelen cinayet dosyasını çözmeden bırakmıyor. Siyah eldivenlerinin ardına sakladığı bir sırrı var: Eldivenlerini yalnızca maktule dokunmak için çıkarıyor ve “vizyon”larıyla katili, yaşananları görerek adaletin peşine düşüyor. Bu yeteneğini, taksi şoförü olan babası öldüğünde ona dokunduğunda keşfediyor. O günden beri eldivensiz hareket etmiyor; yıllarca tek başına çalışıyor, ta ki müdürü Selim’in yanına eğitim için gönderdiği çaylak Mert’e kadar. Dışarıdan sert görünse de Aslan’ın kalbi aslında yumuşacık.
Sultanahmet’te eski bir otelin alt katında işlenen cinayet, sıradan bir vaka değil; mekân bir ayinin izlerini taşıyor. Aslan ve Mert derine indikçe deliller karartılıyor, dosya kapatılmak isteniyor ve görevden uzaklaştırılıyorlar. Ama bu Aslan’ı durdurmaya yeter mi? Olaylar büyüdükçe İstanbul’un gölgeleri, ölüm vizyonları ve gizli bir tarikat gerilimi tırmandırıyor. “Kimseye güvenme” notu ve Ayşe’nin kayıp kardeşi Elif’le yollarının kesişmesiyle tablo daha da karmaşıklaşıyor. Elif de Aslan gibi dokunduğunda geçmişi, bugünü ve ölümü görebiliyor; farkı, bu yeteneği kullanmayı öğrenmiş olması. Onları İstanbul → Vatikan → Ankara hattında yerel bir suçun ötesine uzanan büyük bir komploya sürükleyen şey tam da bu.
“Sanguis Sanctus” ve “kutsal kan” vurgusu, dini sembolizm ve ritüel temasıyla merak uyandırıyor. “Adalet mi, intikam mı?” sorusu karakterlerin iç çatışmasını keskinleştiriyor. Karanlık ve sinematik atmosferi, kısa ve vurucu dili, soluksuz temposuyla polisiye ile mistik gerilimi çok iyi harmanlayan bir kurgu. Bu türü sevenlere kesinlikle öneririm