Neden haziran?
“Haziranda ölmek zor da, temmuzda, ağustosta, mayısta kolay mı?” Kitabı elimde gören bir arkadaşım da öyle demişti, “Neden haziran?” “Benim ülkemde haziran, gül-gelincik-kiraz ayıdır. Yoksunluklarla geçen kıştan sonra gelen allı-güllü haziran, gerçek bir şenlik, bir şölendir. İsterim ki hiçbir canlı acı çekmesin, ölümün yüzünü görmesin bu güzel ayda.” Ve güzel bir temennide de bulunuyor. “Dilerim onüçüncü ayda ölesiniz!”
“Ölmek bir şey değil doktor
ondan sonrasını düşlemek beter.”
Bir şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, ve bir şair için en zor şeylerden biri de başka bir şairi kaybetmek olsa gerek! Nazım’ın öldüğünü duyuyor Haziran’ın 3’ünde ve şu dizeler dökülüyor dudaklarından, “Hava leylak ve tomurcuk kokuyor, uy anam anam, haziranda ölmek zor.” Ve birkaç yıl sonra Orhan Kemal gidiyor yine bir haziran ayında, yine aynı dizeler, yine kendiliğinden… Ve bir merak düşüyor içime, bakıyorum daha haziranda kimler gitmiş diye, Yalnızca Nazım ve Orhan Kemal değil ya, Kafka gidiyor yine Haziran’ın 3’ünde, bu şiirler yazılmadan çok daha önce, ve “Kalıcı değiliz şu dünyada, düşünmek acı,” diyen Cahit Külebi, olanca hüznüyle…
“Sevmemek yangın uğultusu,
sevilmemek yangındı.”
Aylardan haziran,Yaz başı,Ben neden hâlâ üşüyorum? Ali Lidar
Yalnızca şair değil Hasan Hüseyin Korkmazgil,
Tabelacı,
Arzuhalci,
İnşaatçı… Halkın içinde, halktan biri… Bireyin iç dünyasını, varoluş sancılarını vesaire değil doğrudan toplumun sancılarını konu alıyor. Estetik kaygıdan uzak, bir şiir değil onun yazdıkları, bir başkaldırı! Fazla sert, fazla tehlikeli, fazla aykırı(!) Bu nedenle zorluklar içinde geçiyor hayatı, soruşturmalar, kitaplarının yasaklanması... Fotokopi ile çoğaltılıp dağıtılıyor, duvarlara panolara asılıyor. Nâzım'ın izinden, ondan daha sert, keskin... youtu.be/qV795jPNThs?si=...
Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O, yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O, dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yan yana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye bir şey vardı
sevmek diye bir şey yokmuş
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konutlukta
Deprem kargaşasında
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimizde
acılardan artakalan
işte o bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde... youtube.com/shorts/8MRrMF0K...
Kaleminize sağlık öğretmenim, duygularla dolu harika bir inceleme olmuş. Gerçekten kitaba ve şaire duyduğunuz saygı tamamıyla bana geçti. Teşekkürler 🙏 ☺️
Hasan Hüseyin Korkmazgil 'in iki şiir kitabını severek okumuştum. Birisi de Haziranda Ölmek Zor kitabı. Her bir satırlarında direnen bir şiir, susmayan bir kalem ve halktan yana bir yüreği hissediyoruz. Emeğinize sağlık hocam. 🍀📖