·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Şubat 2026 15:14 Açıkçası uzun süredir okuduklarım arasından en çarpıcı olandı ve bunun yanında kitapta yazan her şeyin gerçekten yaşanmış ve yazarın kendi babasını yazmış olması beni daha da derinden sarstı…
Kitap kansere yakalanmış olan babasının son zamanlarını ve kendisinin yas sürecini anlatıyor ilk ama şu var ki, kitap ne kadar ölümü anlatsa da kitapta ölümün kasvetine çok fazla rastlamıyorum çünkü kitapta en çok kabul edilmiş olgu “ölüm”. Bazı sayfalar çok ağır, çok hisli bunun yanında kitapta empati yaptığım çok fazla yer oldu bu yüzden içinde yaşadığım sayfalarını hissettiğim kitaplardan biri oldu.
Nedense kitabın beğenen okuru kadar beğenmeyen okur sayısı da çok, açıkçası kesinlikle okunmadı gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum ki keza zaten şu an en çok okunanlar listesinde 21. sıradaydı sanırım.
Kitap romandan çok günce tarzında ve bölümlerden oluşuyor ve bir bölüm maksimum 2-2,5 sayfa bu durum kitabı okumayı aşırı kolaylaştırıyor ve zaten çok akıcı bir kitap kaç sayfa okuduğunuzu fark edemeden bi bakmışsınız kitabın yarısını okumuşsunuz bile.
Kitap bence çok güzeldi. Ölülerin aslında ölmediğini sadece boyut değiştirdiğini ve bazen karşımıza karların altından çıkabilen bir kardelen olabileceğini gösteriyor:)
Ve hikayeyi ne kadar oğlun ağzından okusakta okuduğumuz aslında bir babanın direnişiydi, çocukları ile bir noel daha geçirmek için, baharın gelişine tanıklık edebilmek için, bahçesi için…
Ve kitaptaki en özet cümle şuydu;
“Babam bahçıvandı, şimdi bir bahçe.”
Bir insanın bahçe oluşunu okuyoruz biraz da.
Herkese şiddetle okumasını öneriyorum.
Okuyacaklara iyi okumalar:)
Kitaplarla ve sağlıcakla kalın…