Gönderi

Puan vermedi·315 syf.··
2026 5. kitabı
Kesal’ın anlatısında taşra yalnızca coğrafi bir yer değil; habitus’un (Bourdieu) üretildiği bir toplumsal iklimdir. Taşra; toplumsal denetimin yoğun olduğu, sembolik sermayenin sınırlı ama güçlü biçimde işlediği, kimliğin “görünürlük” üzerinden kurulduğu bir mekândır. Yazarın taşradan merkeze (büyük şehre, sinema dünyasına, entelektüel çevreye) uzanan yolculuğu, Türkiye’de sınıfsal mobilite anlatısının tipik bir örneğini sunar. Ancak burada “başarı hikâyesi” romantize edilmez; tersine, kültürel sermaye eksikliği, yabancılaşma ve aidiyet sorunu görünür kılınır. Bu bağlamda Aslında, modernleşme sürecindeki Türkiye’nin mikro ölçekte bir toplumsal portresini çizer. “Aslında” bireysel anılar üzerinden ilerler; ancak bu anılar kolektif travmaların, dönüşümlerin ve kırılmaların izlerini taşır. 1980 sonrası toplumsal atmosfer, politik suskunluk, kültürel dönüşüm, kente göç ve kimlik mücadelesi metnin arka planında hissedilir. Halbwachs’ın kolektif hafıza teorisi açısından bakıldığında, Kesal’ın anlatısı bireysel değil toplumsal hafızanın yeniden inşasıdır. Yazar kendi geçmişini anlatırken aslında bir kuşağın deneyimini kayda geçirir. Kesal’ın hekimlik, yazarlık ve sinema alanındaki çoklu kimliği; entelektüelin toplumsal rolü tartışmasını gündeme getirir. Gramsciyen anlamda organik entelektüel mi? Yoksa kültürel alanda konumlanmış bir tanık mı? Metin, doğrudan politik ajitasyona yönelmez; fakat eleştirel bilinç üretir. Bu da onu dolaylı ama etkili bir toplumsal metne dönüştürür. Bu eser, Türkiye’nin son 40–50 yıllık toplumsal dönüşümünü makro kavramlarla değil, mikro deneyimlerle anlatır.
"Aslında..."Ercan Kesal · İletişim Yayıncılık · 2017190 okunma
·
11 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.