Adı:
"Aslında..."
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
315
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750522796
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Tüm yapıp ettiklerimizle aramızdaki mesafe, aslında bunların yarattığı iktidarın ne kadarından vazgeçebildiğimizin mesafesidir.Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.Her şeyden haberdarmışız gibi davranıyoruz ama çok da yalnız ve çaresiziz aslında.Biz İstanbul’da küçük kasabalarda, küçük şehirlerde yaşıyoruz aslında.Aslında hatırlamak, ayıklamaktır. Belleği diri tutmak da ahlâkî bir seçim aslında. Utanmayı kaybetmek aslında kişinin kendine olan saygısını kaybetmesidir. Kendi yaşadıklarımızı, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunun cevaplarından, başkalarından duyduklarımızı “Benim başıma gelseydi ne olurdu?” üzerinden kuruyoruz aslında.

Aslında her metnin “ebesi” de şiirdir.
Bizim sesimiz aslında yaşadığımız coğrafyanın, kişisel ve toplumsal tarihimizin ve belleğimizin bize bağışladığı bir “tını”dır.
Aslında yazmıyorum da bir şey çekip izletiyorum gibi.
Aslında klasik diye adlandırdığımız bütün yönetmenlerin bir sinema felsefecisi gibi yaşadıklarını söyleyebiliriz.
Aslında, iyilik kendiliğinden ve istenmeden vermek değil midir?


“Sinemanın atına binmiş, edebiyatı kırbaç yapmış” bir yazarla söyleşiler… Hekim sıfatıyla hastalarının, yazarlığıyla Anadolu’nun sır kâtibi olan Ercan Kesal, edebiyatla ilgili, eserleriyle ilgili, memleketle ilgili, hal-i pürmelâlimizle ilgili, taşrayla ilgili, insan halleriyle ilgili, umut ve direnişle ilgili, ahlâkla ve vicdanla ilgili, sinemayla ilgili sohbet ediyor bizimle.
Söyleşiler tarzında ki “Aslında…":
Ercan Kesal'ın insana, insanlığa, ülke insanına, edebiyata ve sinemaya dair bakışını kendi yaşanmışlıklarıyla, kendi görüşleriyle okuyucuya sunduğu etkili bir kitap.
Çok yönlü bir karakter; hekim, oyuncu, yazar, senarist,antropolog; Hepsi bi yana tavrıyla, duruşuyla, yaşadıklarıyla insan kalabilenlerden...
Tavsiye ederim...
"Belleksizlik vicdansılıktan başka bir şey değil, unutmaksa ihanet."
"Benim için ölüm, yaşamı hak etmektir."
Mısrî: "Ben derdime derman aradım, derdim bana derman imiş."
Aslında
Ercan Kesal
Hekim, sinemacı, yazar Ercan Kesal’ın edebiyat ve sinema üzerine dergi, gazete ve sanat dergisi tarzındaki web sitelerinde yayınlanan söyleşilerinin derlendiği bir kitap.
Kitapta Ercan Kesal’ın hayata bakışını, sanatın, özelinde edebiyat ve sinemanın insana ve topluma kattığı, olaylara ve konulara belli bir entelektüel sorumlulukta yaklaştığı görülüyor.
Doğup büyüdüğü Anadolu Bozkırı’ından beslendiğini her fırsatta dile getiriyor. Bakmasını bilene her yerde bir hayat olduğunu, Anadolu’nun ortasında ıssız kasaba ve köylerinde görev yaptığı dönemlerde beslendiği sosyo kültürel yaşamı edebiyata ve sinemaya döktüğüne vurgu yapıyor.
Entelektüel bir insan sorumluluğunda, ülkede alınan siyasi tutumlardan dolayı ülkenin geleceği ile kaygılarını, toplumsal uzlaşıdan uzaklaşıldığı kaygısını dile getiriyor.
Yaptığı tüm işlere göstermiş olduğu özen, yazılarında da görünüyor. İnsanlığın, öğrenmek bilinci ile gelişebileceği bilgeliğine sık sık vurgu yapıyor.
Ercan Kesal’ı okurken Rus Yönetmen Andrey Tharkosky ile çok benzerlikler gözlemledim. Sanatın gerçeklik çabalarını, hümanizmanın derin etkisini…
Dupduru ama derin, iktidar hırsı olmayan, iktidarın sahibini ve tebasını çürüttüğünün bilincinde bir insan Ercan Kesal. Satır aralarından bilgece sözler, davranışlar çıkaracağınız bir kitap.
"Aslında" Ercan Kesal ile farklı zaman ve platformlarda yapılan röportajların toplandığı etkili bir kitap. Aslında, Ercan Kesal'ı Ercan Kesal'ın anlattığı, yer yer aynı konularda benzer cevapların olduğu, uzun bir hayat yolculuğunun farklı durakları gibi...

"Sanat ve Hayat", "Edebiyat", ve "Sinema" isimli üç bölümde toparlanmış 35 röportajdan oluşan kitap, yer yer fotoğraflarla desteklenmiş.

Fotoğraf konusunda biraz cimri davranılmış gibime geldi, özellikle röportajlar esnasında çekilen fotoğraflarla ve konuyla ilgili Ercan Kesal'ın özel fotoğraflarına yer verilse imiş kitabın etkisi ve ileriye dönük olarak tarihi bir vesika olma özelliği artarmış... Fakat yayına hazırlarken bu noktayı es geçmiş ilgili kişiler, buradan duyurmuş olalım.

Kitapla ilgili olarak Ercan Kesal'ın diğer kitaplarını okuyan okuyucuları doğal olarak aynı tadı bulamayacaklar, çünkü bu kitabın içeriği ve amacı farklı. Fakat daha önce okuduklarının izlerini takip edecekler ki bu da başka bir tat...

Aslında'da dikkatimi çeken bir nokta ise; bizim gazetecilerimiz veya röportajın soru soran tarafında olan ilgililerimiz soru sormuyorlar. Aksine kafalarında bazı bilgi ve birikimleri soru sordukları kişiye onaylatma havasındalar. Gazetecilikte, doğru veya yanlış bize öğretilen, röportajda sorunun kısa olması ve sözü röportajı veren kişiye bırakmanın asıl olduğu idi. Kimi röportajlarda bunun tam tersini gördüm ve bu durum röportajın orijinalitesini bozmuş gibime geldi. Bir nevi röportaj esnasında rol çalma gibi.

Buna rağmen her kitaptan ve her cümleden alınacak dersler olabilir. İyi okumalar...
İnsanları siz etnik ya da siyasal kimliklerle tanımlamaya, bölmeye başladığınız zaman sınıfsal düşünmekten de uzaklaşıyorsunuz.
Benim için yerin yedi kat dibindeki bir fason atölyede sigortasız çalışan bir kızın Kürt mü, Alevi mi, Türk mü olduğunun ne önemi olabilir?
Türkiye Avm sayısıyla, kişi başına düşen milli geliriyle, otoban kilometresiyle övünen bir ülkeye dönüştü; Toki'siyle övünen bir ülkeye dönüştü.
Tarih, zalimlerle mazlumların mücadelelerinin tarihidir. Adil insan, itiraz eden, haksızlığa karşı çıkan, mazlumun yanında duran insandır. Bunun için kaybetmeyi göze alan, bedel ödemekten çekinmeyen insandır.
Bu kavramların adı, şimdilerde pek para etmese de haysiyet ve onurdur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
"Aslında..."
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
315
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750522796
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
Tüm yapıp ettiklerimizle aramızdaki mesafe, aslında bunların yarattığı iktidarın ne kadarından vazgeçebildiğimizin mesafesidir.Hayat aslında kalabalıkmış gibi görünüyor ama çok izole yaşıyoruz ve yalnızız.Her şeyden haberdarmışız gibi davranıyoruz ama çok da yalnız ve çaresiziz aslında.Biz İstanbul’da küçük kasabalarda, küçük şehirlerde yaşıyoruz aslında.Aslında hatırlamak, ayıklamaktır. Belleği diri tutmak da ahlâkî bir seçim aslında. Utanmayı kaybetmek aslında kişinin kendine olan saygısını kaybetmesidir. Kendi yaşadıklarımızı, “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunun cevaplarından, başkalarından duyduklarımızı “Benim başıma gelseydi ne olurdu?” üzerinden kuruyoruz aslında.

Aslında her metnin “ebesi” de şiirdir.
Bizim sesimiz aslında yaşadığımız coğrafyanın, kişisel ve toplumsal tarihimizin ve belleğimizin bize bağışladığı bir “tını”dır.
Aslında yazmıyorum da bir şey çekip izletiyorum gibi.
Aslında klasik diye adlandırdığımız bütün yönetmenlerin bir sinema felsefecisi gibi yaşadıklarını söyleyebiliriz.
Aslında, iyilik kendiliğinden ve istenmeden vermek değil midir?


“Sinemanın atına binmiş, edebiyatı kırbaç yapmış” bir yazarla söyleşiler… Hekim sıfatıyla hastalarının, yazarlığıyla Anadolu’nun sır kâtibi olan Ercan Kesal, edebiyatla ilgili, eserleriyle ilgili, memleketle ilgili, hal-i pürmelâlimizle ilgili, taşrayla ilgili, insan halleriyle ilgili, umut ve direnişle ilgili, ahlâkla ve vicdanla ilgili, sinemayla ilgili sohbet ediyor bizimle.

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Merve Demiralay
  • Aysun Engiz
  • Adem Kara
  • Furkan Düzenli
  • NLY
  • Aslı
  • Ersoy AYDIN
  • Burak K.
  • ツe̷r̷t̷e̷l̷e̷n̷e̷n̷ m̷e̷k̷t̷u̷p
  • Harun Sabri İnci

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.2 (6)
9
%23.1 (3)
8
%15.4 (2)
7
%7.7 (1)
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0