Adı:
Cin Aynası
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750520358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.
(...)

Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum. Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum.
(...)

Sokaktan duyduğum cümleleri ‘cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde’ onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum.”

Ercan Kesal “kendi kendimizle derdimizin” sır kâtipliğini yapıyor. Peri Gazozu kitabının izinde, insan halleri üzerine sohbet ediyor okuruyla. Ahlâkın “utanmayı bilmek” demek olduğunu bilerek, “çocuk aklının” safiyetini severek, rüyalarını kalbine sorarak…

Ölüm, zulüm, acı, kötülük üzerine… Direnmek, insan onuru, devrimci inat üzerine… “Adamı adam eden analar” üzerine… İyilik, güzellik, çocuklar, insanlık ve sinema üzerine yazılar. Kederli ve yine de ümitli.
Cin Aynası,Ercan Keşal’ın yine anılarını anlattığı Peri Gazozu kitabıyla aynı tarzda bir kitap.
Yazar,Anadolu insanının gündelik yaşamını,kendi çocukluk,gençlik ve yetişkinlik dönemini “gazoz” ve “sinema” ekseninde anlatıyor.Bunların yanı sıra Türkiye tarihinde ince bir sızı olarak yer alan "işkence ve zulüm" dönemlerini tarihsel gerçekliklerle aktarıyor bizlere.
Cin Aynası Ercan Kesal'la doyum olmaz bir sohbet.Bu sohbet sırasında kimi zaman aradığınızı buluyor,kimi zaman bilmediklerinizi öğreniyorsunuz.
ilk andan itibaren boğazınızda oluşan o düğüm kitabın son sayfasına kadar devam ediyor.
Solculuğun darbe yıllarındaki sıkıntılarını devrim yolu ile dile getiren kısa kısa anlamlı yazılar.Düşlerimize ve kendimize inanmaktan vazgeçmeyelim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.962 Oy)19.894 beğeni45.543 okunma3.545 alıntı192.525 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.726 Oy)9.689 beğeni27.204 okunma2.008 alıntı125.951 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.220 Oy)5.669 beğeni18.231 okunma1.148 alıntı63.804 gösterim
  • Serenad
    9.0/10 (5.464 Oy)6.140 beğeni16.277 okunma1.966 alıntı70.293 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.773 Oy)8.385 beğeni23.978 okunma955 alıntı95.661 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.907 Oy)6.020 beğeni20.609 okunma919 alıntı107.128 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.933 Oy)9.204 beğeni30.208 okunma924 alıntı146.504 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.117 Oy)13.943 beğeni36.126 okunma3.798 alıntı153.554 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (4.204 Oy)4.576 beğeni13.455 okunma2.810 alıntı75.513 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.904 Oy)9.445 beğeni26.581 okunma1.813 alıntı135.816 gösterim
Ben bu adami seviyorum. Bu kitap ve icindeki olaylar bir onceki kitabiyla cok tekrara dusmus ancak okurken tarih de tekerrurden ibaret degil mi zaten diye dusunuyorsunuz. Erdal Eren'lerden Ali Ismail'lere.. Yalnizken okuyun. Aglatiyor bildiginiz.
Yaşadığımız coğrafyanın gerçeklerini bir tokat gibi yüzümüze vurarak hatırlatan dilini çok beğendiğim bir kitap. Kısa yazılardan oluşuyor. Yazar kendi hayatından kesitlere de yer vererek bir anlamda yakın geçmişi sorguluyor. Özellikle "bir zamanlar Anadolu'da" ki benim de çok beğendiğim filminden sık sık bahsediyor. Severek izlediğim oyuncu olarak tanıdığım Ercan Kesal ı yakından tanımak güzeldi. Diğer kitaplarını da okuyacağım.
Selam, Ercan Kesal'ın bir harika kitabı daha Onun en çok sevdiğim özelliği sanırım birçoğumuzda olmayan duyarlılığı... Cin aynası bana, bize, topluma, yönetimimize, devletimize tutulan bir ayna belki... Geçmişten şimdiye değişen hiçbirşeyin olmadığının yazılı kanıtı... Yer yer göz yaşartıcı bazen anımsatıcı... Unutup hiç hatırlamadığımız insanlar, acılar...
Uzun bir aranın sonunda inceleme yazıyorum ve bu inceleme Ercan Kesal’ın Cin Aynası kitabına nasip oldu.

Okuyucuları Ercan Kesal’ın tarzına alıştılar belki, fakat ben hala alışamadım; hala her cümlede, her sayfada kelimler beynime birer mermi gibi çakılıyor ve hala her cümlede boğazım düğüm düğüm kalıyorum.

Ah be Ercan Abi ne kastın var bize?

Kitabı okurken çoğunlukla Rubato vardı kulağımda, özellikle Rubato&Tuğçe Kandemir - Akşam Güneşi eşlik etti, belki yazılardan bu kadar etkilenmemde payı vardır.

Cin Aynası’nda Ercan Kesal, Peri Gazozu’nda kaldığı yerden devam ediyor anlatmaya. Hayata, acıya, mutluluğa, iyiliğe, yaşlılığa, gençliğe, sinemaya ve insanlığa dair gerçek ve yerinde tespitlerini sıralıyor.

Ercan Kesal, kelimleri yazmıyor aslında okuyucusuyla sohbet ediyor, anlatıyor. Günlük hayatın içinde yaşanan anlardan derlediği doneleri bizlerle paylaşıyor. Bu doneler kimi zaman doktor Ercan’ı, kimi zaman senarist/yazar Ercan’ı, kimi zaman da aktör Ercan’ı öne çıkarıyor. Fakat bütün bunların arkasında kalbi iyilik için atan bir Ercan var ve her sayfada okuyucu O Ercan’ı görüyor. Etkisinin esas nedeni de O Ercan’da saklı.

“Aslolan hayattır!”

Cin Aynası’nın “Girizgah” bölümü asıl olanın hayat olduğunu anlatarak başlıyor. Çoğu kez unuttuğumuz bu yalın gerçeği bir çok defa vurguluyor Ercan Kesal. Yaşar Kemal’den mülhem bildiğimiz “arzuhalciliği” hatırlatıyor Ercan Abi. Unuttuğumuz ve eskide bıraktığımız bir çok duyguyu “bunlar hala var içinizde bir yerde, alın ve kullanın” diyor. Tahammül, sevgi, kardeşlik unuttuğumuz duyguların başında geliyor. Hatırlatıyor, “unutmak ihanettir” çünkü Ercan Abi çok iyi biliyor. Biz de kendimize hatırlatmalıyız birçok şeyi, unutmamak için, ihanet etmemek için.

“Kalbimiz, kaybettiklerimizin anısıyla doldurduğumuz birer toz kuyusu artık.”

Şu hayatta herkes her an birilerini kaybedebiliyor ve dahası kaybetti; kalbimizde yerleri baki. Bir de kaybettiğimiz sevinçlerimiz, çalınan mutluluklarımız var.

Ölümü ile bizi üzen bir çok kimsenin yanı sıra, tutum ve davranışlarıyla ruhumuzda yara açan kimselerde oldu hayatlarımızda. Bir çok öğrencinin ilk gençlik yıllarına damgasını elindeki makasla vuran bir müdür yardımcısı vardır mesela. Ya da sadece canı sıkkın diye can sıkan bir patron, amir, müdür vs…

Kalbimiz onların da anasıyla doluyor ne yazık ki ve bir zaman sonra bu yaşananlar kalbimizi katılaştırıyor. Mutluluğu, huzuru unuttuğumuz gibi onları hatırlamayı bile unutuyoruz ne yazık ki.

Kitaptan aktarılması gereken öyle çok bölüm var ki fakat bu mümkün değil, kitabı okumak gerekiyor. Bu da benim tavsiyem olsun.

Ufak bir eleştiri: Kitap içinde belli alıntılar yapılmış fakat alıntılar kitabın sonunda verilmiş. Bu durum okumayı bölüyor. Keşke dipnotlarla ilgili sayfanın altında verilseymiş.
Peri Gazozu kitabıyla tanıdığımız, sevdiğimiz ve meftunu olduğumuz yazar Ercan Kesal'den yine o tatta bir kitap. Sinemacı kimliğinin de etkisiyle kamera ile bakıyormuş hissi ile oluşturulan hayata dair öyküler o kadar gerçek, sahici ve yalın ki öykülerinin etkisinde de kalmamak elde değil.Öykülerde ana eksen baba teması. Hatta babasına yönelttiği " Hayatın nasıl geçti?" sorusuna verdiği yanıt her faninin yaşamının bir özeti gibi " Gece yarısı bir ıssız tarladan tek başıma geçmiş gibiyim."
Bu kitap, yazarı sevenler, okuyanlar ve okumak isteyenler için herkese tavsiye olunur.
Kitap bir arkadaşınızla sohbet ediyormuşsunuz gibi son derece sade, içten ve akıcı.
Belki birçoğuna göre ideolojik bir eser gibi gelebilir ama maalesef her dönemde ve her kesimde yaşanan olaylar anlatılmış. İlk andan itibaren boğazınızda oluşan o düğüm kitabın son sayfasına kadar devam ediyor.
Rengin rengimden, Irkın ırkımdan ayrı,
Dinin dinimden mezhebin mezhebimden farklı,
Ne fark eder kim sağcı kim solcu,
Yolumuzun sonu hep aynı .
Bütün mesele insana sadece insan olarak bakabilmektedir aslında.
Nuri Bilge Ceylan'ın "Uzak" filmiyle başlayan daha sonra da sadece özgün ve sadece kendini oynadığı -rol yapmadigi- filmlerde oyuncu olarak gördüğümüz Ercan Kesal, bu son kitabında aslında gecmiten bu yana yaşadığı ve o rol olmayan oyunculuklarını bir film tadıyla kitaba yansıtmış. Anlattıklarında hepimizin ortak bir yönü, hepimizin yaşadığı bir aynılık olduğunu okuyunca siz de fark edeceksiniz.
"kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği,birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz dünyada yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız"
Devrim yılları, sol kesimin acı çektiği yıllar. Ercan Kesal, yine Anadolu'da geçirdiği yıllardaki anılarını birleştirip kitap haline getirmiş. Yazıların tamamına yakını Birgün gazetesinde yazdıklarıyla ilgili. Bir derleme kitap olmuş kısaca. Buram buram sistem ve devlet eleştirisi var. Hedef belli etmeden başımıza nelerin geldiğini açık biçimde anlatıyor. Çözüm önerileri de sunuyor.
Çocuklar ve anneler ile ilgili yazdıkları gerçekten çarpıcıydı.
Yaşadığımız dünyada bedenlerin aslında genç,ruhların ne kadar yaşlı olduğu ,günü kurtararak yaşayıp giden,günü birlik telaşlarla sürdürülen boş hayatlarımıza ışık tutan bir kitap....insanların idealleri uğruna verdiği mücadele dahası insan olması ....tarih kan kokuyor resmen...
Devrim gibidir bazı başlangıçlar,inanır ve vazgeçmezseniz eğer, mutlak gerçekleşir.
Ne var ki, "susmak" pek tekin bir durum değildir. Bunu en iyi zalimler bilir.
Ercan Kesal
Sayfa 88 - İletişim
E. Günçe, "Çocuklar için faşizm" şiirinde açık ve sade bir örnekle anlatır.

Faşizm için, "dayak yemektir serseri bir babadan" der. "Karanlık odaya kapatılmaktır, hakkını istemekte direttiğin zaman."

Sonra devam eder tarife: Faşizmin amacı, "Yıldırmaktır, esir etmektir." ve Günce'ye göre "çocuk, faşizmi yanağında tanır."
Ercan Kesal
Sayfa 33 - İletişim
Hayat, hiçbir şeyin artık hiçbir zaman değişmeyeceğini bağırarak kaybolan haylaz bir sokak çocuğu gibi bakıyordu sokağın köşesinden.
Faşizm, çok uzaklarda bir yerde değildir. Sokağın ortasında, evlerimizin içinde ya da hiç çocuk olmamış bir takım adamların buz gibi kalplerinde gezinir durur. Her gün arabanızla yanından geçip gittiğiniz bir evde yaşayan genç bir kadının, hiç istemediği ve zorla dayatılan bir evliliği artık taşıyamayıp, bebeğini sırtına sararak kendini ipe vermesidir faşizm. Bir ülkenin ipin ucunda sallanan vicdanıdır yani. Ya da tecavüz edilerek öldürülen günahsız kızlarının hastane morgunda bekleyen cesedini bile almaktan korkan ana babaların çaresizliğidir.
"şimdi omuzumuzun üzerinden eğilip konuşsa birisi:
Ancak umudun ve iyiliğin inancın rüzgarı düşürür bu ülkenin ateşini, başkası düşürmez!"
Hayat tam olarak sizin ona verdiğiniz değerdir. Ne kadar yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınız önemlidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cin Aynası
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
292
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750520358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
“‘Kimsenin birbirine acımadığı, herkesin kolayca birbirinden nefret ettiği, birinin ötekine yardım etmeyi aklından dahi geçirmediği soğuk ve umutsuz bir dünya’da yaşıyoruz. Yalnızlıktan korktuğumuz ama sürekli yalnız kalmaya çalıştığımız, yalnızlığımızın yetmediği ve bitmediği bir çağdayız.
(...)

Galeano’dan ilham alırsam; birlikte kurtulmak için ve yeniden buluşabilmeyi ümit ettiğim için yazıyorum. Kederlerimi, iç sıkıntılarımı ve başkalarında da fark ettiğim acıları anlatmak için yazıyorum. Kendime acı vereni açıklamak, içimde büyüyen sevinci ve coşkuyu da hemen paylaşmak için yazıyorum.
(...)

Sokaktan duyduğum cümleleri ‘cesaret ve kehanetle bezeyip yeniden asıl sahiplerine gönderdiğimde’ onlardan gelecek işaretin merakıyla yazıyorum.”

Ercan Kesal “kendi kendimizle derdimizin” sır kâtipliğini yapıyor. Peri Gazozu kitabının izinde, insan halleri üzerine sohbet ediyor okuruyla. Ahlâkın “utanmayı bilmek” demek olduğunu bilerek, “çocuk aklının” safiyetini severek, rüyalarını kalbine sorarak…

Ölüm, zulüm, acı, kötülük üzerine… Direnmek, insan onuru, devrimci inat üzerine… “Adamı adam eden analar” üzerine… İyilik, güzellik, çocuklar, insanlık ve sinema üzerine yazılar. Kederli ve yine de ümitli.

Kitabı okuyanlar 96 okur

  • Onur
  • pinhanvari
  • Henryk Sienkiewicz
  • Füsun Tufan
  • Seda Önal
  • Nur Kaynar
  • Çiğdem Yağıci
  • Furkan Düzenli
  • MahSum Sezici
  • Zeynep

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.6
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%5.7
25-34 Yaş
%40
35-44 Yaş
%34.3
45-54 Yaş
%11.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.6
Erkek
%29.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.5 (12)
9
%26.5 (13)
8
%28.6 (14)
7
%12.2 (6)
6
%6.1 (3)
5
%0
4
%0
3
%2 (1)
2
%0
1
%0