Savaş insanı bir anda değiştirmiyor. Ama hayatta kalmak için insanın içinden eksilttikleri, bir süre sonra onu bambaşka birine dönüştürüyor. Büyük Defter benim için uzun zamandır okuduğum en etkileyici başlangıçlardan birine sahipti. Özellikle ilk bölümlerde savaşın çocuk ruhunda bıraktığı kırıkları öyle sade ama güçlü anlatıyor ki insan kitabın içine sessizce çekiliyor. Büyük Defter yalnızca yaşananları kaydeden bir defter değil, bazen insanın katlanabildiği gerçeği yazdığı bir sığınak gibi hissettiriyor.
Ama sonlara doğru gerçek ile hayal birbirine karıştıkça, ilk bölümlerde hissettiğim o güçlü etki yavaş yavaş uzaklaştı. Sanki karakterlerle birlikte okurun da gerçeklikle bağı bulanıklaşıyor. Geriye ise duygularını tamamen kaybetmeden hayatta kalmaya çalışan kırılmış insanlar kalıyor.