Puan vermedi·296 syf.····Okunma: 16 Şubat 2026 19:23 "Geçmiş hiç de soyut değildir, çok küçük, somut şeylerden oluşur."
Geçen sene babamın otuz beş yılı devirmiş esnaflığı, hastalığı sebebiyle sona erince dükkanını kapatmak zorunda kaldık. O süreçte dükkandaki kasayı da boşaltırken içinden çocukluğumun boya kalemleri çıktı. Üzerinde kanoya binmiş bir Kızılderili fotoğrafı ve arkasında rengarenk gökkuşağı ile 12'li kuru boya takımı. Babamın fazladan alıp kasaya attığı, biz istedikçe de getirip bize verdiği o boya kutularının sonuncusu yıllarca kasada beklemişti. -Biz büyüyüp de artık onlara ihtiyaç duymadığımız zamanlar geldikten sonra.- Onu görünce, nesnelerin gerçekten ruhu var diye düşündüm. Geçmişten gelen bir eşya bir insanı hem bu kadar mutlu edip hem geçmişe özlemini körükleyip hüzünlendirebilir miydi? Geçmişe gidemiyoruz ama geçmişi bugüne getiren nesneler varmış gerçekten.
Gospodinov'un Zaman Sığınağı kitabında geçmişi bugüne getirme fikrini okuyunca aklıma direkt o boya kutusu geldi. Kitapla kurduğum bağ böyle tanıdık güçlü bir yerden kuruldu. Bu da hiç sıkılmadan severek okumamı sağladı.
Çocukluğunuzdaki oturma odanızı, ilkokuldaki sınıfınızı ya da yaşadığınız sokağı çocukluk zamanlarında nasılsa yine öyle görmek, her şeyi eskiden olduğu gibi, tüm o eşyaları, kokuları, sesleri eskisi gibi yerli yerinde bulma fikri herkeste bir heyecan uyandırır bence. Yazar, alzheimer hastaları için "geçmiş odaları" kurma fikriyle başlayıp zamanla odalardan binalarda geçmiş on yılları kurma projesiyle geçmiş hayalini gerçeğe dönüştürmeye devam ediyor. Daha sonra bu proje şehirleri ve ülkeleri de içine alan bir hal alıyor.
Kitabin kahramanı, hasta olmayan insanlar için de bunu yapabileceklerini düşünüyor. Çünkü sağlıklı insanların da bunu isteyeceğini söylüyor. Öyle de oluyor zaten. Günümüzde insanlar hiçbir şeyin yolunda gitmediğini, her geçen yılın bir öncekinden daha da kötü olduğunu zaten söylüyor. Bu durum da insanların bu fikre yoğun ilgi göstermesi için yeterli. Bize göre mutluluk ve huzur geçmişte çünkü.
Avrupa ülkelerinde bu geçmişe gitme furyası alıp başını götürüyor. Nihayetinde her ülke gitmek istedigi on yılı seçmek için referanduma gidiyor. Bu Avrupa ülkelerinin karakteri ve tarihleri hakkinda da teferuatli bilgiler içeriyor kitap. Hangi ülkenin hangi on yılı neden seçtiğine dair müthiş analizler de yapıyor yazar. Bulgaristan kısmına ayrı bir bölüm ayırmış, tarihini çok bilmediğim için oralara biraz yabanci kalsam da okuma zevkini düşüren bir şey olmadı bu benim için. İçinde bulunan küçük hikayeler de ayrıca okunmaya değer. Yani kısacası üzerinde çok çalışılmış, müthiş bir emek verilmiş bir kitap olduğunu okudukça anlıyor okur.
Son olarak, Geçmiş'te bizi iyileştiren bir gücün olmadığını sadece mutlu anlarımızın; durup nefes alabilmemizi, biraz olsun iyi hissetmemizi sağladığını da gösteriyor bence kitap. Aslında geçmiş bir şifa alanı gibi durmuyor kitapta. -İlk bakışta öyle gibi görünse de.- En fazla kısa bir süre için rahat nefes alma olanağı sunuyor. Tıpkı boya kutusunun bende yarattığı duygu gibi. İyileştirmiyor ama temas ettiriyor. “Bu yaşandı ve sen yalnız değilsin.” diyor.