·600 syf.····Okunma: 03 Şubat 2026 19:50 King bu sefer öyküleriyle karşımızda..
Daha sessiz, içten ve psikolojik bir karanlıkla yüzleştiren on iki hikaye. Her hikâye, sıradan bir anın içinden oluşuyor: bir sohbet, bir rüya, eski bir ev, unutulmuş bir kasaba… Hikâyelerin çoğunda doğaüstü unsurlar arka planda asıl tehdit karakterlerin geçmişleri, pişmanlıkları, suçluluk duyguları ve daha nicesi..
Birkaç hikayeden bahsedecek olursam; Mesela "İki Yetenekli Serseri" hikâyesinde yaşlı iki adamın olağanüstü yaratıcılıklarını sorgulatan birkaç olayın arkasında , yeteneğin bedelinin ve bambaşka boyutları sorgulatırken, "Beşinci Adım" hikayesinde iki kişi arasındaki sohbet üzerinden ilerleyerek günah çıkarma, itiraf ve suçluluk duygusunu gerilimli bir psikolojik düelloya dönüştürür. “Bir Acayip Willie” hikayesindeyse kasabanın dışladığı bir karakter üzerinden zorbalık ve toplumsal linç temasını tekrardan görüyoruz . Tekrardan derken King’in daha önce Carrie’de gördüğümüz “canavarı aslında toplum yaratır” fikrini bu hikayesinde de göstermiş.
Derlemenin en uzun ve roman tadındaki hikayesi (bence çoğu okur bu hikayeyi daha çok sevdi) “Danny Coughlin’in Kötü Rüyası” ise bir rüyada görülen cesedin gerçekte bulunmasıyla başlayan hikayenin kader, tesadüf ve otorite baskısını sorguladığını görüyoruz; paranoya giderek artar ve sıradan bir adamın doğruyu yapmaya çalışırken nasıl felakete sürüklendiğini göstererek bizi oldukça keyifli hikaye sunmuş.
Genel olarak her hikayesinde şuana kadar okuduğum eserlerindeki gibi hisler oluşturdu. Hikaye odaklı bakarsak tabii..
Sevmediğim hikaye oldu mu derseniz Türbülans Uzmanı ve Kırmızı Ekran diyebilirim. Tam sevmemek değil ama diğer hikayelere nazaran daha az beğendim.