Unutma ki bu aşağılık çağdasın…
Bazen gecenin bir yerinde insan uyanıyor. Hasta değil… ama iyi de değil. Nefesi daralıyor, gözleri doluyor, balkona çıkıyor sadece içindeki sesi susturabilmek için. Sonra fark ediyor: Yıllarını “her şey değişecek” diye geçirmiş. Ve hâlâ, gecenin bir saatinde, aynı hayali kuruyor. Asıl ağırlık burada başlıyor. Çünkü mesele değişmemiş olmak değil Hâlâ umut ediyor olmak. Modern insanın trajedisi tam da bu: Gündüzleri işleyen, gülen, konuşan bir benlik kuruyoruz; ama geceleri o benlik çözülüyor ve geriye şu soru kalıyor: “Ben ne zaman bu kadar yoruldum?” Bu toplumda çoğumuz aynı şeyi yaşıyoruz. Sessizce. Teşhis koymadan. İtiraf etmeden. Yastığa başımızı koyduğumuzda zihnimizle baş başa kaldığımız o birkaç dakikada. Belki de sorun bizde değil. Belki sorun, sürekli dönüşüm vaat eden ama insana duracak bir yer vermeyen bir çağda yaşamamız. Ve yine de Bütün yorgunluğa rağmen hayal kurmaya devam ediyoruz. İnsan bazen en çok bundan korkuyor.
Alıntı
·
274 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.