Gönderi

Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
Merhaba bu hafta'nın kitabı ile geldim. Zefiru benim için sadece bir hikâye değil, bir ruh hâliydi. Orhan’ı okurken çoğu zaman “Bu kadar da tanıdık gelinir mi?” diye düşündüm. İlk başta sakin ilerliyor gibi görünüyor. Hatta bir an “Acaba çok mu durağan?” diyorsunuz. Ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki asıl hareket Orhan’ın içinde. Bastırdığı duygular, yarım kalan cümleler, söyleyemediği şeyler… Asıl fırtına orada kopuyor. Orhan kaybettikleriyle yüzleşmeye çalışıyor ama en çok kendinden kaçıyor. Onun iç sesi bazı yerlerde o kadar gerçek ki, bir noktadan sonra sadece onu değil, kendi susuşlarınızı da okumaya başlıyorsunuz. Ve Firuze… Gerçek mi, hayal mi, anı mı, sığınak mı? Net bir cevap yok. Ama bıraktığı boşluk o kadar hissediliyor ki, varlığıyla yokluğu arasında gidip gelirken insanın içi sıkışıyor. Sanki Orhan’ın kalbinde eksik kalan her şeyin adı Firuze. Naci ise içimi ısıtan bir detaydı. Sessiz ama sağlam bir dostluk. Hani insanın hayatta düşmemek için tutunduğu bir el vardır ya… Naci tam olarak o. Erman Hoca da hikâyeye farklı bir derinlik katıyor. O noktada mesele sadece bir kayıp değil; insan zihninin karanlık, karmaşık tarafları oluyor. Kitaptaki kapılar, anahtarlar, suskunluklar… Hepsi Orhan’ın kilitlediği duygular gibi. Ankara’nın gri sokakları, demlenen çaylar, o yarım kalan cümleler… Atmosferi o kadar hissettim ki bazı sahnelerde sanki ben de o masadaydım. Bu kitap bağırmıyor gerçekten. Sessizce konuşuyor. Ama o sessizlik insanın içine işliyor. Sonlara doğru yön değiştirince de hazırlıksız yakalandım. Kitabı kapattığımda aklımda tek bir soru vardı: İnsan gerçekten iyileşmek için önce kendi içindeki kilitleri mi açmalı? Benim için sakin ama derin bir okuma oldu. İç dünyası yoğun karakterleri seviyorsanız, Zefiru sizi yakalayabilir
ZefiruAziz Mahmut Şahin · İstasyon Yayınları · 202521 okunma
·
12 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.