Bu kitap eleştirisi kişisel zevk ve görüşlere dayanmaktadır!!
(Spoiler'lı)
Kitap size fantastik bir dünya, av çevresinde gelişen bir macera ve bir aşk romanı vadediyor ama bunların hiç birini tam anlamıyla gerçekleştiremiyor. Yazar fantastik bir dünya inşa etmeye çalışmış ama bunu yaparken kendisinin bildiği detayları okurun da bildiğini varsaymış gibi her şey o kadar üstünkörü yazılmış ki kitabı bitirdikten sonra kitaptaki ifadelerin anlamlarını hala tam öğrenememiş oluyorsunuz. Örneğin:
1- Sumic, Katharism ve Yu'adir: Kitapta geçen bu üç inanış farklı dinler mi bir dinin mezhepleri mi tam olarak anlaşılamıyor çüknü üçüyle ilgili bildiğimiz tek şey "Hala" hakkındaki fikirleri. Bunun dışında tanrıya olan inanışları, dini ritüelleri veya herhangi bir konu hakkında görüşlerini bilmiyoruz. Katharism inanışına mensup insanların diğer insanlara karşı olan ayrıştırıcı tutumları ve zorbalıkları sadece Hala'ya olan inanışla açıklanamaz çünkü Hala dinlerinin sadece küçük bir parçası ve kitapta gördüğüm kadarıyla Sumic'ler ve Yu'adirler Katharism'lerin Hala'ya dair inanışlarına olan tepkileri sadece sözlü ki o da bir fısıltı düzeyinde. Birde Sumic'lerin ve Yu'adirlerin sanki bir mülteci durumu var ama o da açıklanmadan bırakılmış.
2-Hala: Sumic inanışına göre tanrının yeryüzündeki yardımcısı, Yu'adir inanışına göre tanrının insanlara verdiği son hediye ve kutsal bir yaratık, Katharism inanışına göre ise yok edilmesi gereken vahşi bir yaratık. Bu bilgiler dışında Hala hakkında hiç bir şey bilmiyoruz. Aslında ne olduğunu, insan gibi bilinci olan bir varlık ama hayvan formuna mı sahip yoksa tek amacı yok etmek olan vahşi bir yaratık mı, neden 200 yıldan uzun bir süredir kimse onu öldürememiş ve yaşamayı nasıl başardı, neden bütün Hala'lar farklı hayvan görünüşlerine sahip, simya gücü nereden geliyor ve neden bu gücü sadece hayvanları ve insanları yok etmek için değil tarlaları ve meyve bahçelerini yok etmek için de kullanıyor? Ve daha bir sürü soru cevapsız kalıyor.
Bence kitapta bir sürü konu iyi bir nedene bağlanmamış ve mantık hataları vardı. Mesela:
1- Ana kız karakterin yani Margaret'ın kızına düşkün ve çok ilgili olan babası (Yazar öyle iddia ediyor) kız daha 10-11 yaşındayken oğullarının ölümü üzerine depresyona girip kriz geçiren, çevresindeki kimseyle ilgilenmeyen, kendisine bile bakamayan eşi sırf "burayı terk etmek istiyorsan kızımızı yanında götüremezsin" dediği için küçücük çocuğu kasabadan uzak ormanın içinde ıssız bir malikanede annesiyle bırakıp terk ediyor ve hayatı boyunca bir daha geri gelmiyor. Yazar sırf baba sorunları olan yaralı bir kız yazmak istemiş gibi. Keşke biraz daha düşünüp mantıklı bir neden yazsaydı.
2- Ana erkek karakter (Weston) eyaletteki bütün simyacıların yanında çıraklık yapmaya başlamış ama birinci aşamayı bile geçememiş bir simyacı adayı. Son şansı Margaret'ın simyacı olan annesi olan Weston bu yüzden Margaret'ların malikanesine gidiyor ama ne hikmetse 200 yıldan uzun süredir Hala'yı öldürecek silahı yapmayı başaramayan onca simyacı varken eğitimi bitirememiş olan Weston buluyor ve Hala'yı öldürüyorlar. Her ne kadar Margaret'ın annesinin notlarından yararlansada bu pek mantıklı değil malesef. Üstelik bunu yapması sadece bir hafta sürüyor.
Bütün kitap boyunca Hala avının her yıl yapıldığından ve av zamanının yaklaştığından bahsediliyor ve kitabın ana unsurlarından biri Hala avı olsada 440 sayfalık kitapta avın başlaması ve bitmesi son 30 sayfa bütün kitap boyunca avı bekliyorsunuz ama avın normal bir geyik avından hiçbir farkı yok. Silahla vuruyorlar ve Hala ölüyor.
Ana karakterler arasındaki ilişki (Margaret Welty - Weston Winters): Ana karakterler arasındaki ilişki bence çok yavandı. Birbirlerine olan hislerini fark etmeleri çok uzun sürdü (350 sayfa) ve sonrası çok hızlı gelişti. Weston'ın Margaret'a karşı bir şeyler hissettiğini bilmesine rağmen başka bir kızla ilişkisi olması ve her "Ben Margaret'tan hoşlanıyorum" krizinden sonra o kızın yanına koşması çok can sıkıcıydı (Sıfır duygusal derinlik). Margaret'ın okuduğu smut içerikli kitaplar ve bu kitaplarla ilgi iki karakterin kurduğu hayaller ve bir yerden sonra konunun sürekli buna bağlanması çok canımı sıktı. Karakterlerin birbirlerine olan hislerinin ve düşüncelerinin sadece fiziksel temas çerçevesinde dönmesi benim aşk tanımıma uymadığı için sözde aşkları bana hiç inandırıcı gelmedi ve okurken keyif almadım.
Kısacası mantık hataları, üstünkörü yazımı, karakterler arasındaki ilişkinin yavanlığı, yazarın karakterler arasındaki ilişkiyi ve kitabın macera unsuru olan avın işleniş yoğunluğu arasında iyi bir denge kuramaması gibi nedenlerden dolayı kitap hiç akıcı değildi. Kitabı zor bitirdim.
Vahşi Bir BüyüAllison Saft