9/10
·200 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 12:35
Kitap, başarılı bir beyin cerrahının genç yaşta kansere yakalanması üzerine cerrahın ağzından yazılmış. Tıp dünyasının yoğunluğu içinde sıkışmış bir hekimin aynı zamanda yazar olma tutkusuyla var olmaya çalışması, hem kendini gerçekleştirme çabası hem de hayata anlam katma isteğiyle iç içe ilerliyor. Yazarın doktor kimliği ve edebiyatçı kimliği bir araya gelince ortaya güzel bir eser çıkmış. Yazar kitabını yazma amacını şöyle belirtiyor bir arkadaşına. "Akciğer kanseri olmanın egzotik bir yanı yok. Aslında sadece yeterince trajik ve yeterince hayal edilebilir bir durum. Okur, benim ayakkabılarımı giyip biraz dolaşacak ve sonra da "hımm, demek buradan bakınca böyle görünüyormuş... Burası eninde sonunda kendi ayakkabılarımla da geleceğim yer." diyecek. Sanırım bu kitabı yazmaktaki amacım da zaten bu. Ölümü sansasyonel hale getirmek ya da insanlara günlerini gün etmek için tavsiyede bulunmak değil. Sadece yolun sonunda karşınıza çıkacak olan budur, diyebilmek." Hastaları aracılığı ile sürekli karşı karşıya kaldığı şeylerin kendi başına geldiğinde ne kadar farklı hissettirdiğini görüyoruz. İşi gereği mecburen normalleştirilen şeylerin kendi başına geldiğinde ne kadar derinden etkilediğini bir kez daha idrak ediyoruz. Uzmanlığını aldıktan sonra mutlu olacağını düşünürken hayatının hastalık nedeni ile tepetaklak olması. Akabinde şartlara uyum sağlayıp yine mutlu olması örnek bir ders oldu benim için. “hayat tam başlıyordu” dediği anda, veda etmeye başlaması. Eşi ile olan iletişimi, sevgi dili, birbirlerine olan destekleri kitapta ilgimi çeken, beğendiğim yerlerden oldu. John Lennon’un “hayat sen planlar yaparken başına gelenlerdir.” Sözüne güncelleme getirdim bu kitabı okuduktan sonra; “hayat sen planlar yaparken başına gelenlere verdiğin tepkilerdir.” "Hayatı yaşamaya değecek kadar anlamlı kılan nedir?" Hayatı boyunca bu soruya kafa yoran Paul Kalanithi, yazdığı ilk ve son kitapta, insan hayatını ölüm ve yok oluş karşısında bile anlamlı kılan şeyin ne olduğunu sorguluyor, bulduğu cevaplarda oldukça insani ve mantıklı. Aşağıda paylaştığım alıntı güzel bir örnek: "Sözcükler sadece insanlar arasında kullanıldığında anlam kazanıyordu ve hayatın anlamı kurduğumuz ilişkilerin derinliğiyle bağlantılıydı.” Hayat, ertelediğimiz şeyler değil. Hayat, şu an. İçinde nefes aldığımız, hissettiğimiz, sevildiğimiz, sarıldığımız, ağladığımız, bağışladığımız her an… Gerçek sınırlar içinde yaşanabilecek en güzel anları yaşayıp kimliğine uygun bir sonla biten hayat… Kitapla kalın. Keyifli ve feyzli okumalar…
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,648 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.