·496 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Aralık 2025 20:01 Bu kitaba diyebileceğim tek şey harika olduğu. Gerçekten çok severek okudum, arada bana bir 'Acaba abartılıyor mu?' düşüncesi yüklense de bence duyduğum yorumları hak eden bir kitaptı.
Yazardan daha önce başka kitaplar da okumuş olarak beni çok akıcı bir kalemin beklediğini biliyordum. Gerçekten de kalın olmasına rağmen ve klasikler içerisine girmiş bir kitap olarak oldukça akıcıydı. Klasik hissiyatı vermedi bana okurken ve ben bu tarz klasikleri daha çok seviyorum açıkçası.
Martin'in sadece aşık olduğu kadın için entelektüel birikimini geliştirmeye ve ona layık olabilmek için gösterdiği çabayla başlıyoruz serüvenimize. Sosyal statü olarak Ruth'tan daha aşağıda olmasına karşın her şeyi öğrenmek için gösterdiği heves ile aslında kısa sürede onlardan birisi olabileceğini keşfediyor. Hatta onlardan daha iyi bile olabileceğini keşfediyor.
Tabii Martin sadece öğrenmekle yetinmiyor, bir yandan da yazar olmak istiyor. Defalarca deniyor; öyküler, hikayeler, fıkralar ve daha bir sürü şey yazıyor, dergilere gönderiyor, defalarca reddediyor. Her bir denemesinde çabasına hayran kalmamak elde değildi. Reddedilmekten korkmuyordu. Her şeye rağmen hiç bıkmadan deniyordu.
Bence bu kitabı zamansız yapan da aslında olayların gerçekleri de fazlasıyla yansıtması. Martin'in yazılarıydı belki defalarca denemesine rağmen reddedilen ama aynı şeyin yansıması bir yerde bizim de hayatımızda bambaşka bir suretle çıkıyordu. Okurken hep bunlar aklımda dönüp durdu. Bu da karakterle daha da yakınlaşmamı sağladı, kendimi onun yerine koymam o kadar doğal gerçekleşti ki, okuyormuş gibi değil de yaşıyormuş gibiydim.
Kitapta puan kırma isteği uyandıran tek bir konu vardı.. Yaklaşık olarak yarısında olaylar o kadar aynılaşmaya başladı ki, birkaç sayfa okumadan geçsem yine aynı yere gelecekmiş hissiyatı verdi bana açıkçası. Bir süre bu devam ettiği için de açıkçası belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Başka bir açıdan bakacak olursak eğer aslında bu tekdüzeliğin bize yansıtılmasının en büyük sebebi kitabın gerçek hayat ile bağlantısını kesmemekti. Çünkü bazı günler bir öncekinin tıpatıp aynısını hissettirebilir ve bu oldukça doğal bir şey. Bu sayfalarda da olan tam olarak buydu. Yine de bunun okurken sıkılmaya yol açabileceği gerçeğini göz ardı edemeyiz.
Kitaptan her ne kadar bunun için puan kırmak istesem de kitabın kapağını kapattığımda bende uyandırdığı hisler, yazarın üzerimde bıraktığı etki açıkçası buna izin vermedi. Şu an bu yorumu yazarken de sanırım bunu yapmamamın benim için doğru bir karar olduğu kanısındayım.
Bence herkesin okuması gereken bir kitap Martin Eden. Herkesin kendinden parçalar bulabileceği ve bir şeyler çıkarabileceği bir kitap. Kalınlığı da gözünüzü korkutmasın, gerçekten oldukça akıcı ve kendini okutan bir dili var. Yazar bu konuda epey başarılı.