"Sessizce yürüdü, yerdeki solgun bir karanfilin yanına gelince durdu. Eğilip ayaklarının dibindeki karanfili aldı ,yüreği paramparça oldu. Burası bir zamanlar kokulu kadife güllerin, akşamsefalarının ve kırmızı karanfillerin açtığı bir yerdi."
"İnsanlar bu dünyaya başlarına gelebilecek şeyleri yaşamak için geliyor. Nerede olursan ol,her şey gelebilir başına."
"Vatana gözünü dikmişse hain,savaşmak gerekir. Çünkü vatan olmazsa can da olmaz,din de..."
#kitapyorumu
Solgun Karanfil, 1942'li yılları yani İkinci Dünya Savaşı'nda Hitler'in Polonya'yı işgale başladığı gibi Yugoslavya'da da yapmış olduğu katliamları,savaşları, işkenceleri anlatıyor. Yazar, öyle güzel işlemiş ki tarihi bilgisi yüksek bir eser. Ve savaşlar yaşanırken aynı zamanda Fikret ile Aferdita'nın da aşkına tanıklık ediyoruz. Bu aşk çok güzel bir şekilde verilmiş tarih bilgisinin önüne geçmeden.
Yaşanan zulümler yıllar geçse de katlanarak devam ediyor. Ve yaşayanlar hâlâ neden yaşatıyor acıları katlatarak inanın ,bilmiyorum. Kitap da beni en çok etkileyen bölüm ;Alman askerlerinin esir kampındaki çocuklara şeker dağıtıp ardından onları gazla dolu bir araca bindirip katletmeleriydi. Kitap zaten kusursuz bir şekilde akıyor elinizde. Okudukça okumak istiyorsunuz. Yazar bunu çok güzel yapıyor. İyi ki okudum diyorum. Ve iyi ki varsınız. @sinanakyüz başka eserlerinizde görüşmek dileğiyle. Kaleminize sağlık. Solgun KaranfilSinan Akyüz