Düşerken kitabı sadece kendini okutmuyor bir su misali içine davet ediyor bizi.İnsan kitabı okurken en kuytu köşelerde yüzüyor ve kendisiyle yüzleşiyor. Hayat her zaman aynı çizgi de seyretseydi yaşam olmazdı. İnişi de görmeli insan çıkışı da. Önemli olan o inişlerden ne öğrendim diye bakmalı insan hayatına.
Çünkü Düşerken, kapıyı çalmadan içeri giren bir duygu gibi… Sessiz ama etkili.
Tarık Tufan bu romanda bir düşüş hikâyesi anlatıyor gibi görünse de, aslında insanın kendi içine doğru yaptığı uzun yürüyüşü yazıyor. Karakterlerin yaşadığı kırılmalar, yabancılaşmalar, suskunluklar bir yerden sonra bize ait oluyor. Sayfalar ilerledikçe şunu fark ediyoruz: Biz de zaman zaman düşmüşüz, biz de görmezden gelmişiz, biz de susmuşuz.
Düşmenin zayıflık olmadığını, bazen bir uyanışın başlangıcı olabileceğinin bilinciyle bakmak gerekiyor. Kitap İnsanın en çıplak hâliyle kendine bakabilmesi için alan açıyor.
Ben bu kitabı kapattığımda ayağa kalkmakta zorlandım. Ama yere daha bilinçli bastım.
Bazı düşüşler insanı dağıtmaz, toplar.
Yeter ki insan kendinden kaçmasın.
İyi okumalar dilerim.
DüşerkenTarık Tufan · Doğan Kitap · 20228,5bin okunma