Bülbül
Neden kimse bana bir paket selpak mendil almam gerektiğini söylemedi ???
Önce Hamnet, sonra Masumiyet Müzesi. Şimdi de bu kitap.. Kolektifte yine bir şeyler oluyor..
II. Dünya savaşı dönemi. Fransa’da yaşayan iki kız kardeş. Babaları tarafından terk edilmenin acısı içlerine çöken ve hayatlarının geri kalan kısmında bu eksiklikle yaşamak zorunda olan iki kadın. Bu eksikliğe bir bilseniz daha neler ekleniyor, Üstüne bir de savaş. O kadar kayıp verildikten sonra hiçbir şeyin aynı kalmadığı iki hayat. Hitler’in acımasızlığı Fransa üzerindeki büyük yıkım. Savaşın ve kayıpların insanların kalplerinde nasıl derin bir yara olarak kaldığını resmen hissettim.
Sanırım yine uzun süre hafızamdan çıkmayacak olan bir kitap okudum.
Kitapta bazı detaylar sıkacak derecede fazla evet fakat yine de elinizden düşmeyecek. Cesur kadınları her zaman çok sevmişimdir, bu kitap cesur olan bir kadının gerçekten isteyince neler yapabildiğini bize net bir şekilde anlatmış. Hikaye iki kız kardeşin hikayesi gibi görünse de acayip farklı bir yöne akıyor. Resmen bir direniş hikayesi. Şu anda ülke gündemindeki mevzulardan dolayı nerdeyse Hitler’i anlama noktasına geldik evet ama savaşın, nedensiz kayıpların, bu zulmün hala bizde yeri olmamalı. Çocukları yaşarken koşarken görmeliyiz.. Beni derinden yaralayan ve bence bu kitabın yazılmasının bu söz üzerine olduğunu düşündüren cümle ise “ aşkta kim olmak istediğimizi, savaştaysa kim olduğumuzu keşfederiz.” oldu.