Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 17 Şubat 2026 00:20 》Her yetişkinin içinde bir çocuk var bence. Kimisi büyümüş, kimisi büyüyememiş, kimisi dolu dolu geçirmiş çocukluğunu, kimi sanki hiç çocuk olmamış. Aile o kadar önemli ki; doğduğumuz, yetiştiğimiz, her şeyi öğrendiğimiz yer... Güvenmek ne demek, yuva ne demek, sevmek ne demek, cesaret, başarı, destek, mutluluk, acı ne demek... Bütün hayatı öğrenmeye başladığımız ilk yer...
》Her aile aynı değildir ama. Her ebeveyn de, her çocuk da... Kan bağıyla bağlı olmak insanları her zaman aile yapmaz. Bazen aynı evin içinde yabancısındır birbirine. Üzücü ama, birbirini en iyi tanıması gerekenler, en iyi anlaması gerekenler aslında sana en uzak olanlardır. Ve ebeveynlerin bazen farkında olarak, bazen olmayarak yaptıkları şeyler çocukların bütün bir hayatını etkileyebilir.
》Bir gün evlatlık olduğunuzu öğrenseniz ne yapardınız? Sizi sakat bırakanın babanız olduğunu duysanız, aynı yastığa baş koyduğunuz insanın aslında yıllardır başkasını sevdiğini, annenizin sizi hiç sevmediğini öğrenseniz tepkiniz ne olurdu? Bütün sırlar er geç açığa çıkar ama, çıkana kadar insanı da bitirebilir, hayatı da...
》Bu kitapta da dışardan bakınca birbirine çok bağlı görünen bir aileyi anlatıyor. Ailenin babası ve annesi var, 3 erkek kardeş var, eşleri ve çocukları var. Her birinin farklı bir hikayesi, farklı bir sırrı, farklı bir acısı var. Bu insanların hiçbiri ailenin ne demek olduğunu ne büyüdükleri evde, ne kurdukları evde anlayamamış. Anne ne demek, baba, kardeş ne demek, insanın hayatında ne kadar yer kaplarlar, sahiplenilmek, korunmak, sevilmek ne demek hiç öğrenememişler.
》 Kitabın en beğendiğim taraflarından biri yazarın, her bölümü o kişinin ağzından anlatması oldu. Tek bir anlatıcı yok. Bazen Ethem oluyorsunuz, bazen Hülya, bazen Emin, bazen Nurten ve diğerleri... Hepsinin gözünden olaylara bakıp, hepsini anlayabiliyorsunuz. Ve görüyorsunuz ki aslında hepsinin haklı olduğu bir taraf var.
》Kitapta da dediği gibi: "İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor..."
Aynen öyle. Hayat bu; her zaman mutlu olmuyor insan, her şey yolunda gitmeyebiliyor, sınavlar, zorlu durumlar, acılar, hüzünler türlü türlü sıkıntılarla baş başa kalıyor insan. Düğüm düğüm olan hayatı ölmeden çözülebilirse ne ala. Ama çözülmezse geriye heba olmuş bir ömür kalıyor yalnızca.
》Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değil. Sürekli gülen insanların da içlerinde kocaman acılar, taşıdıkları ağır yükler olabilir. Ve bir çocuk mutlu bir ailede büyümediyse onun eksiğini hiçbir şey kapatmıyor. Mutluluğun yolu dinlemekten, anlamaktan, anlamaya çalışmaktan ve sevmekten geçiyor. Bu yüzden sevgili okur, hayat sandığımızdan daha kısa. Sevgisiz yaşayarak onu çöp etmeyelim...
》Yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu bu. Anlaşılan devamı gelecek. Çünkü karakter analizleri, dilinin sadeliği ve üslubu öyle güzeldi ki. Sanırım favori kitaplarım arasına eklendi...