·156 syf.····Okunma: 17 Şubat 2026 21:26 Mişima’nın bu kısacık metni, hem çok karmaşık, hem muhtemelen benim anlayamadığım psikolojik derinlikte, hem de bir çok yanıyla ‘kara’ bir metin.
Her zaman olduğu gibi yine son derece canlı tanımlarla ve akıcı bir kalemle karşı karşıyayız. Ama bu sefer hikayemizde, altı küçük canavar var; 13 yaşında 6 çocuk. Hepsi de çeşitli boyutlarda psikopat gibi. Özellikle ‘şef’leri konumundaki elebaşı çocuk, ‘baba nefreti’ni diğer çocuklara da aksettiriyor. Bu baba nefreti, Mişima’nın kendi babasına karşı olan duygularının bir yansıması olabilir. Bu altı psikopat çocuk, öldürmeye, cinayete hazırlar, ilk denemelerini de okuması çok zor olan bir yavru kedi üzerinde yaparlar. Çok vahşi ve grafik bir bölüm bu, hala etkisinden kurtulmuş olduğumu söyleyemem.
Kitaba adını veren denizci, bu altı çocuktan birinin üvey babası olmaya aday olan kişi. Yıllarını vermiş olduğu denizden hayatını geçirmiş olduğu gemiden, aşık olduğu kadınla evlenmek niyetiyle ayrılan denizci. Yani denizi yitirmiş olan denizci. Kitabın ana karakteri olan Noboru’nun, yani altı küçük canavardan biri olan çocuğun, önce hayranlık ancak daha sonra nefret duyduğu kişi. Nefret etmektedir çünkü hayranlık duyduğu denizden ayrılmaya, üstelik de nefret ettiği baba konumuna geçmeye karar vermiştir. Bu da başına gelecekleri hak etmiş olduğunun bir göstergesidir.
Şu ana kadar okuduğum en zor Mişima metniydi.