·320 syf.····Okunma: 17 Şubat 2026 21:46 Yazar üç ismi tek bir cümlede konumlandırmış: “Dünyayı gözlemleyen Hayyam, o dünyayı yöneten Nizamülmülk ve dünyaya dehşet saçan Hasan Sabbah.” Romanın ideolojik çerçevesi: Bir bilge, bir düzen kurucu ve bir karanlık figür.
Roman boyunca Selçuklu tasviri ise herkes gibi beni de rahatsız etti : “Şu Türk’e de bak sen! Daha çadırından yeni çıktı…” Melikşah gibi Selçuklu’nun en güçlü dönemini temsil eden bir hükümdar pasif ve etkisiz biri olarak aktarılmış.
Ömer Hayyam’ın rubaiyatı ise romanın en güçlü tarafı. Kitabın birçok bölümüne serpiştirilmiş ve kayıtsız kalamayacağınız bir derinliğe sahip. Dünya görüşü, siyaseti umursamayan tavrı ve hakikati yalnızca dizelerinde araması etkileyici. Ancak yüzyıllar sonra rubaiyatın doğuşunun Titanik ile birlikte battığı anlatısı geçmiş ile modern trajediyi romantik bir sembol üzerinden bağlamış.
Semerkant’ta herkes bir rol üstlenmişti: yöneten, korkutan, şekillendiren… Ama Hayyam yalnızca düşündü. Belki de bu yüzden romanın en sahici sesi onun rubaiyatındaydı. Geriye kalan her şeyi tartışabiliriz ama dizeleri konusunda herkes benimle hemfikir olacaktır.