·524 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2026 15:45 Masumiyet Müzesi dizisini az önce bitirdim. Hem kitabını okumuş hem de dizisini izlemiş biri olarak birkaç yorumda bulunmak istiyorum. Öncelikle dizi uyarlama konusunda oldukça başarılı olmuş. İçerik hakkında konuşacak olursam.
Kemal kendi içinde yaşadığı aşkın gerçek dünyada da hep böyle gideceğini düşündü. Füsun'un onu bırakabileceğini düşünmüyordu. Kendisi mutluluktan havalara uçarken Füsun'un da öyle olduğunu düşünüyordu. Bu uğurda hem Füsun'a hem de Sibel'e yalanlar söyledi. Füsun'un gidişiyle Sibel'de teselli buldu.
Füsun'a aşıkken Sibel'in şefkati olmadan yapamayacağını düşündü ve düzeleceğini sanan Sibel'i de hayal kırıklığına uğrattı. Sibel son konuşmasında Kemal hiç affedemediğim başka bir şey de şudur: "Madem kopamayacaktın biz niye nişanlandık, niye nişanı hemen atmadın sonra niye yalıya taşındık niye evlenmeden evli çiftler gibi yaşadık biz?" diye sordu.
Aldığı cevapsa sadece özür dilerim oldu. Yüzüğünü bıraktı ve çıktı. Daha sonra Kemal Sibeli 30 yıl hiç görmediğini söyledi. Burada söyledikleri bana çok dokundu.
Kemal gerçekten aşık olmuş olsaydı Sibel'in, yani aşık olduğu kadın değil de bir başkasının, tesellisini istemezdi. Açıkça görülüyor ki onunkisi takıntıydı.
Tek üzüldüğüm kişi Sibel oldu, hayal kırıklığını derinden hissettim.
Hem Füsun hem de Kemal hatalıydı. Zaten baştan itibaren her şey başlı başına yanlıştı. Füsun Merhamet Apartmanına hiç gitmemeliydi mesela. Kemal'in nişanlı olduğunu biliyordu. Sonrasında da film yapma hayaliyle Kemal'in destek olması için Kemal'le tekrar görüşme kararı aldı. "Füsun film yıldız olmak istiyordu bana değil parama ihtiyacı vardı." diyerek Kemal'de gerçeği gördüğünü itiraf etti. Füsun bir ara birlikte filmler hakkında konuşurken "küçümsenen fakir akrabayı" oynamak isterdim aslında dedi. Kendini nasıl gördüğünü bunu söyleyerek daha iyi ifade etmiş oldu.
Kemal sırf Füsun meşur bir yıldız olursa onu tamamen kaybedeceğini düşünerek Füsunun hayallerine engel oldu. Füsun sonunda dayanamadı ve sonunda kavuşamadılar. Aslına bakılırsa her şey başından beri bir arada olamayacaklarını gösteriyordu. Kemal bu takıntılı durumu devam ettirdi ve sadece kendini düşündü. Füsun'un ne hissettiğinden, ne düşündüğünden çok birlikte mutlu olacaklarına inandı. Kitabın sonunda Füsun'un taktığı küpeleri fark etmemesinden bile anlaşılabilir bu. Biriktirdiği tüm eşyaları müzede sergileme fikri ise en çok hoşuma giden şey oldu. Mutlaka gezip görmek istiyorum. Müzeyi de gezince benim için tamamen tamamlanmış bir bütün halini alacak Masumiyet Müzesi.