Eser, Suna’nın kızı Emel Hanım ve eşi Yalkın Tuncay’ın derleyip sunduğu bu kitap sadece bir biyografi değil, umut veren gerçek bir yaşam hikâyesi. Samimi anlatım dili Suna’nın iç dünyasını çok yakından hissettiriyor ve yaşanmış olması duygusal etkisini daha da artırıyor.
Cumhuriyet’in ilk yıllarından modern Türkiye’ye uzanan değişim arka planda hissediliyor. “Cumhuriyet’in ilk nefeslerinde filizlenen umutlar” duygusu toplumsal dönüşümü yansıtırken, Suna’nın çocukluğu özellikle Çengelköy’ün atmosferinde şekilleniyor; soyadı devrimi ve Karartma Geceleri dönemin ruhunu kısaca ama etkili biçimde hissettiriyor.
Toplumsal baskılar ve aile beklentileri arasında kendi kimliğini arayan Suna’nın yolculuğu hikâyenin merkezinde. Hayatına giren insanlar anlatıya derinlik katarken, hastalığıyla verdiği mücadelede bile zarafetini koruması asaletin ruhtan geldiğini hatırlatıyor.
Bu kitap bana, toplum ne derse desin bir kadının kendi kimliğini kurabilmesinin ne kadar değerli olduğunu hatırlattı. Dünya değişirken değerlerini kaybetmeden uyum sağlayabilmek gerçek güçtür. İyi bir insan, iyi bir anne ve onurlu bir birey olarak yaşandığında hikâye insanın ardından da yaşamaya devam ediyor; sevgi ve emek gerçekten boşa gitmiyor.
Kısacası hayat her zaman iyi kartlar dağıtmaz; ama o kartları ne kadar umut ve vakar ile oynadığın kim olduğunu belirler.