Bu kitap tam anlamıyla aynı sokakta büyüyüp kalbe yenilme hikâyesi.
Kızıltepe bir mahalle kurgusu ama sadece komşuluk, arkadaş grubu, sokak samimiyeti değil mesele...Yıllardır görüp sustuğun, olmaz dediğin duygunun bir gün geri dönülmez şekilde büyümesi.
Mahira enerjik, patavatsız, duygularını saklayamayan bir karakter. içinden geldiği gibi yaşayan ama kalbi söz konusu olduğunda fazlasıyla kırılgan. Onu okurken bazen yapma diyorsunuz, bazen de en çok onun cesaretine hayran kalıyorsunuz. Sancak ise tam zıt uç. Daha kontrollü, daha ciddi, daha ketum. Mahalledeki konumu, abisiyle olan bağı ve yaş farkı bu ilişkiyi baştan zorlaştırıyor. Ama asıl gerilim yaş farkında değil; Sancak'ın duygularını bastırma çabasında. O bastırdıkça aradaki çekim daha görünür oluyor.
Bu kitapta aşk bir anda patlayan bir şey değil. Yılların birikimi var. Bakışların, yarım kalan cümlelerin, yanlis anlaşılmasın diye geri çekilmelerin üzerine kurulu bir iliski. O yüzden romantik sahnelerden çok, aradaki elektrik etkiliyor.
Mahalle atmosferi de hikâyeye ciddi katki sağlıyor. Arkadas grubunun enerjisi, aile bağları, mahallede herkesin her seyi bilmesi ama asıl duygunun yine de gizli kalması... Bu yapı kitabı sıradan bir romantik hikâyeden çıkarıp daha dinamik hale getiriyor.
Dili akıcı, sahneler hızlı ama duygu geçişleri yeterince yoğun.
Özellikle Mahira'nin iç sesi hikâyeye tempo katıyor.
Sancak'in suskunluğu ise gerilimi diri tutuyor.
Eger korumacı erkek - deli dolu kadın dinamiğini seviyorsaniz ve mahalle kurgularından keyif alıyorsanız, Kızıltepe sizi içine çeker. Seri olması da ayrı güzel; çünkü bu hikâye tek kitapta bitmeyecek kadar duygulu.
Benim için Kızıltepe, imkânsiz görünen bir aşkın yavaş yavaş kaçınılmaz hale gelişini okumaktı.
Olmaz dediğimiz şeyler bazen kalbin en çok istediği şeyler oluyor.