Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitap lise düzeyi gençlere daha çok hitap ediyor. Yine de kitap beni içine çekti. Fantastik bir film havasında severek okudum. Çevirisi daha güzel olabilirdi tabii.
Gelelim kitabaaa;
Bu kitap benim için sadece bir hikâye değil, aynı zamanda insanın kendi iç dünyasına bakmasıyla ilgili çok derin bir yolculuktu. Bu kitabı okurken kendimi sık sık durup düşünürken buldum. Çünkü kitap aslında gözlerle ilgili gibi görünse de, bana göre asıl mesele kalple görmekti.
Profesör Do karakteri bana ilk başta mesafeli ve biraz soğuk geldi. Ama sayfalar ilerledikçe onun da kendi kırgınlıkları, yalnızlığı ve içindeki sessiz mücadeleleri olduğunu fark ettim. Bu beni çok etkiledi. Çünkü dışarıdan güçlü görünen insanların bile içlerinde ne kadar hassas olabileceğini hatırlattı bana.
Okurken zaman zaman kendi hayatımı düşündüm. Ben de bazen bazı şeyleri gerçekten görüyor muyum, yoksa sadece baktığımı mı sanıyorum diye sorguladım. Kitap bana insanların sadece dışarıdan görünen hâlleriyle değil, iç dünyalarıyla anlaşılması gerektiğini hissettirdi.
Genel olarak bu kitap bende huzurlu ama hafif buruk bir duygu bıraktı. Bu kitap bana, bazen en büyük iyileşmenin birinin bizi gerçekten anlamasıyla başladığını hatırlattı.