·824 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Şubat 2026 22:25 Bu zamana kadar okumak için kendimi cesaretlendirdiğim, en çok araştırmasını yapıp karar vermekte zorluk çektiğim o kitabı ben de bitirmiş bulunmaktayım...Ben bile okuduğuma inanamıyorum. Ben bile nasıl başladığımı, nasıl bitirdiğimi bilmiyorum. Bitirme zamanı olarak 16-17 gün gösterebilir, ama ben 824 sayfanı sadece 4 güne bitirmiştim, sadece incelemesini yazmak kalmıştı. Her yerde o meşhur alıntını, her yeri bu kitabın alıntıları istila etmiş durumda. Peki bana göre hak ediyor mu?
Evet, hak ediyor! Kitapta en korktuğum detay tabi ki, dramın ağırlığı ve o dramın 824 sayfaya nasıl işlenmiş olmasıydı. Eğer beğenmeseydim, 824 sayfaya harcadığım vakit çöp olacaktı ve devam da etmezdim zaten. Yeni bir evren, çok seveceğim ve bağlanacağım yeni bir kurgu arıyordum, Bülbül Kapanı, Saka ve Sanrı, Bazı İnsanlar Böyle Yaşar gibi bağlandığım kurgular bittikten sonra buna ihtiyacım vardı. İncelemeni geciktirdikce geciktirdim, çünkü söylenecek şeyler o kadar çok ki...Ama bir o kadar da susup sadece film gibi izlemek geliyor içimden...Kitabı en çok sevdiren detay da buydu. Film gibiydi, akdı, gitti, 824 sayfa değil de, max 600-650 sayfa gibi geldi. Kitapta her duygu o kadar iyi işlenmiş ki, anlatamıyorum, okuyarak anlamak mümkün. Öyle anlar oluyor ki, içiniz harap ola-ola ağlamak istiyorsunuz, bazen sadece küçücük bir olaya şükür ediyorsunuz ve o olay o kadar küçük ki, şükür ettiğinizde kendinize şaşırıyorsunuz. Bazen de o kadar sizin için sade bir şeye ana karakterler gibi utanıyorsunuz. Bu kitap bana en çok neyi mi öğretti? Çok, ama çok küçük bir şeye bile sevinip şükür edebilmeyi...
Kitabın konusu zaten çok iyi ve güzel de mantık çerçivesine oturtulmuş. Konusu, gerçekten, benim için o kadar iyi ki, anlatıp büyüsünü bozamam.
Karakterlere gelelim.
1. Ali Ecevit- ah Ecevit, ah...Sen neler yaşadın, neler yaşıyorsunuz, her düşündüğümde işim burkuluyor senin hayat savaşına...Hele ki o iç çatışmaların...Firuzeyle ne yapacağını bilememeyin verdiyi o çaresizlik, öfke sana neler yaptıracak...Küçük bir komik sahneyi bile bize şükür ederek okutturan bir karakter oldun, Hüseyn amca ve Leyla teyze seninle gurur duyuyor...Mizahın mükemmel, adeta bir Çay Man'sin, kendin gibi her şeyin de ev gibi, küçük gözlü büyük adam...
2. Firuze-sen o aileden nasıl çıktın, 100 sene de olsa, anlamayacağım, umarım evlatlık olursun...Hastanelerden de bir çıkamadın be...Bir insan düşünün, Ecevitin koltuğunda yatmak, onun elinden yediği küçük bir lokmayla günlerle ayakta kalmak, Ecevitin evinde çay suyu koyduğu için heyecanlanan, sadece Ecevitin yanında kendini işeyarar olduğu için heyecanlanan bir karakter okuyorsunuz ve bu karaktere asla kızamıyorsunuz...Çünki o hala 7 yaşındaki kendisi gibi küçük olan oyun arkadaşının okuldan gelmesini bekleyen küçük Firuze...
3. İğrenç ötesi aileden hiç kimseinin adını çekemeyeceğim, çünkü 824 saufa boyunca manipulasyonlar mı diyeyim, kızı defalarca hastanelik etmelerini diyeyim, birinin bile normal olmadığını mı diyeyim, hangi birini diyeyim?! Atilla, Aylin ve Bülentin yatacak yeri yok, onu diyeyim sadece, gerisini siz anlayın...
4. Alpaslan- küçük Atilla Akın...Kendi prensipleri çerçivesinde aslımda Firuzeye değer veriyor, ama bence, yanlış kadına zaman sarfediyor. Aslında o da bunun farkında, ama bir yerde Firuzeyi kazanılacak bir siyasi makam, ödül, kendi zekasında olan bir kadın olarak görüyor, bu yüzden kaybetmeyi kendine yediremiyor, devam ediyor. Gerçekten, zeki karakter, normal şartlarda kötü de değil, hatta bazı yazarlar var ki, onlar Alpaslanı yazsaydı, ana erkek karakter olarak yazarlardı. Alpaslan işin tek temennim umarım çok da çirkinleşen bir karakter olmaz ve kendine uygun biriyle olur , daha doğrusu, yazar onu böyle yazar. Çünkü Alpaslan bir yerlerde aslında kendi içinde kötü değil. Umarım bir karakter olarak harcanmaz.
Ali Ecevitle Firuzenin birlikte Melikeyi aradıkları her anda yüzleşdikleri gerçekler kendisiyle her defasında çaresizlikler getirdiğinde Ali Eceviti okumak çok yıprattı...Bu adam universitede kendine yerde oturmağı layık gördü...Böyle o kadar sahne var ki, yazdıkça bile içim daralıyor, ikisine sarılıp aslında o çocukları öpmek istiyorum, onlara sadece içinde onların olacağı bir yuva vermek istiyorum...
Normal çiftmiş gibi kavga ettikleri, Ali Ecevitin Alpaslana haddini bildirdiği, Bülente olan benzetmelerini, Firuzeye her kızdığında, "Allahım, sen sabır ver. Benden hesap soruyor", diye söylenmesini ve de çok az da olsa, normal çiftler gibi kavga ettikleri sahneler o kadar değerliydi ki...Asla normal çift değiller, çünkü öyle hayatları yok ki...
Kısacası, böyle kitaplarda komik sahneler bile değerli...Şükür ettiren sahnelerin verdiği o rahatlık...
Evet, çok beğendim. Sadece eleştireceğim bir konu varsa, o da yazarın yazım dilinin betimlemelerinin haddinden fazla olması, öyle ki 824 sayfadan anlaşılıyor. Bence, bu kitap 824 değil de, max 600-650 sayfalık bir kitaptı 1.kitap olarak. Ben yazardan Serçeyi Öldürmek 1 okumuştum ve genel olarak yazarın yazım dilinin kendine haslığı böyle. 1.kitapta o kadar olay oluyor ki, sonraki kitaplarda neler olacak, heyecanla bekleyeceğim. 3 kitap olarak planlanmış. Bence, gayet ayarında, hele ki diğer kitaplar da böyle kalın olacaksa. Kitabın ismi, kapağı, ayracı, posteri, o gazete detayı çok ince işlenmiş. Kitapta o kadar altı çizilecek alıntı var ki...Siyasi meselelerle ilgili, Ali Ecevit ve Firuzenin bir çok sahnesinde hiss edilen o duygular, sanatın siyasetle, hukukla karşılaştırıldığı sahneler çok-çok iyiydi, bazen bir cümleyi bir kaç defa okuyup öyle anlayıp hayran kaldım.
Kısacası, Üzüm Buğusu çok detaylı işlenilmiş bir evreni size vadediyor.
Bu kitaba başlamakta nasıl tereddütleriniz olabilir?
1. Kitap fazla uzun, hele ki ağır dramı olan bir kitap için
2. Bölüm başlangıcında ve sonlarında baya bir betimleme, öyle ki bazen "Sanki bir az fazla bu betimlemeler", diyebileceğiniz anlar olacak.
Bu tereddütleriniz normal, sadece bir az cesaret gerekiyor. Araştırıp öyle okuyabilirsiniz.
♧Ağır dram, travmatik geçmişler, aile içi şiddet, siyasi meseleler içeren, slow burn gelişecek bir aşk hikayesi. Sevenlerin çok-çok seveceği, bağlanacağı bir seri olacaktır.
Üzüm Buğusu 1 benim için 9/10.