Kitap, bir seri katilin elinden sağ kurtulmayı başaran Kate’in, bu travmatik olaydan üç yıl sonra hayatını yeniden kurmaya çalışırken, başka bir seri katilin ortaya çıkmasıyla ve seri katilin Kate'in peşine düşmesini konu ediyor. Bu yeni katil, kurbanlarını tıpkı önceki katil gibi aynı yöntemlerle öldürmektedir ve dahası, Kate ile doğrudan bağlantılı görünmektedir.
Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: Eğer Amerika’da yaşayıp Kate’in yerinde olsaydım, her an ölüm korkusuyla yaşar, gece gündüz diken üstünde olurdum. Çünkü kitapta anlatılanlara göre FBI son derece yetersiz. Yazar bunu bilinçli bir şekilde mı yazdı, yoksa sadece kurgusal bir zayıflık mı bilmiyorum ancak eğer bu, bilinçli bir eleştiri ise dikkat çekici bir yaklaşım; ancak değilse, FBI'in bu kadar zayıf gösterilmesi, hikâyenin inandırıcılığına zarar verdiğini söylemeliyim.
Daha da düşündürücü olan ise, üç yıl önce bir seri katilin elinden kurtulmuş birinin tutulduğu yerin hâlâ bulunamamış olması. Böylesine kritik bir detayın çözülememiş olması, soruşturmanın ciddiyeti konusunda okurda ciddi soru işaretleri yarattığını belirteyim.
Genel olarak kitap, serinin bir önceki kitabına kıyasla daha iyi olsa da, yine de vasatın ötesine geçemedi maalesef. Gerilim unsurları yer yer etkileyici olsa da, kurgu ve inandırıcılık açısından daha güçlü polisiyelerle kıyaslandığında bu kitap da bir önceki gibi zayıf kalmıştı. Bu nedenle, çok daha başarılı örnekler varken bu kitaplar için zaman ve para harcamaya değip değmeyeceği tartışılır.