Eski bir dostla vedalaşmak gibi. Başka hiçbir kitabının gelmeyeceğini bildiğimiz Remzi Ünal, Tabiri caizse kendi ağzında; "Remzi Ünal... şu hava kuvvetleri'nden müstafi, thy'den kovulma, kendine saygısı olan hiç bir 'frequent flyer'ın adını bile duymadığı sekizinci sınıf charter şirketlerinde bile tutunamayan, sayenizde MS flight simulator'un Cessna'sını bile adam gibi indirmekten aciz eski pilot, ex-kaptan, nevhuzur özel detektif Remzi Ünal"
Çok merak ediyorum bir roman karakterleri; yazarları ölünce, onlar da ölmüş sayılır mı yoksa okurlarının zihinlerinde yaşamaya devam ederler mi?
Remzi Ünal’la ve Celil Oker ile ilk tanışmam benim için de zor bir dönem olan ve okuma konusunda çok tıkandığım 2018 yılında gerçekleşti. Kendi oluşturmaya çalıştığım bir polisiye karakter için, Türkiye’de yazılan polisiye karakterler üzerine okumalar yaparken ‘Çıplak Ceset’ kitabı ile karşılaştım ve ondan sonra her fırsatta Remzi Ünal kitaplarını okumaya devam ettim. Dün ise külliyatın son kitabı olan sen ölürsün, ben yaşarım ile yolculuğu tamamladım.
Öncelikle Remzi Ünal karakterinden bahsetmek istiyorum. Bazı karakterler vardır, şimdi mutluyum ama iki dakika sonra kesin geçecek gibi hareket ederler. Remzi Ünal tam da böyle bir karakter ama sakın bunalım bir karakter olduğunu düşünmeyin, aksine mutluluk kavramının yaşanan coğrafya bütününde çok da geçerli olmadığını. Ne de olsa kendi deyimi ile “kötü alışkanlıklar çarpışarak, kötü sonuçlar doğurur.” Remzi Ünal diğer dedektiflerin aksine kusursuz değildir, hata yapar. Telefon numaralarını ezberlemesi ile meşhurdur. Sınavlara girse Steven Seagal kıvamında aikido rütbesine sahip olabilecekken o sınavlardan kaçar. Dengesiz beslenir, çok sigara içer, her gittiği yerde kahve istemekle istememek arasında ikileme düşer.
Sen ölürsün, ben yaşarım. Sanki hissedilmiş bir veda kitabı gibi. Kitapta bu sefer ücretsiz bir şekilde, Yıldız Turanlı’nın ricası ile ki anladığım kadarıyla artık görüşmüyorlar (Ama Remzi Ünal’ın geri döneceğine inancı tam) bir iş kazasını araştırmaya başlıyor ve bir Celil Oker klasiği olarak; dakka bir, gol bir Remzi Ünal belanın tam ortasına burun üstü düşüyor (neyse bu kitapta rüyasında, rüyalanmasıyla başlamıyor bknz; son ceset shdh). Başta da bahsettiğim gibi, bu kitapta Yıldız Turanlı yok, Reklamcı arkadaşı ve Aikido hocası yok, MS Flight Simulator kullanmıyor (isimleri her ne kadar geçse de) bu yönden kitap çok çıplak ve Remzi Ünal çok yalnız hissi verdi.
Remzi Ünal’ın bir özelliği de benim için kendi yazdığım bir radyo tiyatrosu karakteri olan Nejat Kunduz karakterine de ilham olmasıdır.
Hoşçakal Remzi Ünal, Emekliliğinin tadını çıkar
Nejat Kunduz’a göz atmak için;
karmaturkiye.com/sections/349