Herkese Merhaba
Bugün sizlere Nebat Bukrek kaleminden İsimsizler kitabının yorumu ile geldim
Şubat ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 204 sayfalık bir kitap
"Bir tek o muydu geçmişini taş dolu bir çuval gibi sırtında taşıyan? Elbette hayır..."
•Kitap, toplumun öteki gördüğü, kaynaştırma öğrencisi diye etiketleyip görmezden geldiği çocukların hikayesi.
•Kitabın en sarsıcı yanı, Nebat hocamızın kaynaştırma öğrencilerine kötü davrananlara isim vermeyerek onları isimsizler olarak bırakması. Çünkü bu suç tek bir kişinin değil; benim sorunum değil diyen her duyarsız bireyin ve sistemin suçudur.
•Okurken fark ettim ki; benim çocukluğumdaki o öğretmen de maalesef bir isimsizdi. Sınıfımızdaki o özel çocuğu anlamak yerine dışlayan, ona şefkat yerine hoyratlık gösteren o zihniyet, bugün bu kitabın sayfalarında karşıma çıktı.
•Pınar Öğretmen hikâyenin kalbi. Çocukken disleksi nedeniyle harfleri kelebek sürüsü gibi gören, otorite karşısında dili tutulan bir çocukken; bugün o zorlukları yaşayan öğrencilerin en büyük sığınağı oluyor. Kendi içindeki o ürkek çocuğu hiç unutmadan öğretmenlik yapıyor.
Her teneffüs sırasına çakılı kalan mahzun Kasım, bedensel engelli ve konuşamayan bir çocuk. Sınıfta varlığı çoğu kişi tarafından yok sayılan ama Pınar Öğretmen'in beş yıl boyunca bıkmadan sabırla yürümesi ve konuşması için emek verdiği o sessiz direnişçi.
Durdurulamayan enerjisiyle dışlanan Umut, hiperaktif olduğu için toplumun uyumsuz dediği, okuldan atılmak istenen o hareketli ruh.
•Kitabın temel taşı, her çocuğun bir ayçiçeği gibi şefkatli bir güneşe ihtiyaç duyduğu gerçeğidir.
•Nebat Bukrek, gerçek yaşam öykülerinden beslenen bu hikayeyi o kadar naif ama bir o kadar da sert bir dille anlatıyor ki geçmiş ve günümüz arasında geçen paralel kurgusuyla okuyucuyu sürekli uyanık tutuyor.
Sizce de dünyayı gerçekten çocuklar yönetseydi, her şey daha vicdanlı olmaz mıydı?
Yazarımızın kalemine sağlık
Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz
Okumayı ihmal etmeyin
im t u b i s ʚĭɞ