İsimsizler
"Dünyayı çocuklar yönetmeli. Çünkü onlar yetişkinlerden daha temiz, daha vicdanlı. Ne var ki büyüdükçe, görünmez bir el beyaz duvarları hoyratça siyaha boyar gibi onların kalplerini de karartıyor. İşte bu yüzden de ötekileştirme, acı, katliam ve savaş hiç eksik olmuyor. Sistem kör, sağır ve bencil topluluklarla kendini yeniden üretiyor."
Bir öğretmen bir çocuğun hayatını iyi ya da kötü nasıl değiştirebilir? Özellikle de bu çocuk özel gereksinimli bir çocuksa... Hayat zaten onlar ve aileleri için yeterince zorken bunu daha da fazla zorlaştırmanın, onları üzmenin, dışlamanın, yok saymanın anlamı nedir? Oysa ki onların tek istediği anlaşılmak, görünmek ve acıyan bakışlara maruz kalmamak... Ama maalesef öyle bir noktadayız ki herkes empati yapmayı ve onların da eğitim hakları olduğu unutmuş gibi sanki.
Bu kitabı okurken o kadar çok üzüldüm ve duygulandım ki ağlamamak elde değil gerçekten... Kitapta dışlayanlar 'isimsizler' olarak adlandırılıyor. Ne kadar anlamlı değil mi? Çünkü onların bir adı yok. Çünkü onlar derin bir toplumsal sorunda yer alan 'sistem hatası' ndan biri sadece. Çünkü bu bireysel bir mesele olmaktan ziyade toplumsal bir mesele... Ve maalesef ki toplumda o kadar çok 'isimsiz' var ki...
Ama bir de Pınar Öğretmen gibi içi sevgiyle dolu, her bir çocuğa ayrı ayrı dokunan, bildiği doğrulardan şaşmayan, kararlı ve dik durabilen öğretmenler de var. Geçmişte 'isimsizler' tarafından yaşadıklarını o asla unutmadı ve öğretmen olduktan sonra da asla bir öğrencisine o şekilde davranılmasına izin vermedi. Elini uzattı, sevgiyle yaklaştı, sabretti, ben buradayım dedi ve bunların karşılığını aldı. Umut, Kasım ve Hasan... Hepsi de sevgiyle, emekle, sabırla büyüdü ve toplumun içine karıştı.
İşte bu kitap da susturulanların seslerinin duyulması, özel