Kader mi yoksa Kahramanın inatçı yolculuğu mu?
Puan vermedi·472 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 10:38
Yıllar önce yazarın “Ruhlar Evi” adlı ederini okumuş ve etkilenmiştim. Yazarımız Isabel Allende, Kaderin Kızı’nda yalnızca Şili’nin tarihini değil, göçle yerinden oynayan bir dünyanın ruhunu anlatıyor. Gelenekselci yapıya sahip Şili’de başlayan roman Altına Hücum’un ateşiyle Amerika’nın hırsı, İngiliz ticaret aklıyla şekillenen emperyal düzen, Çinli göçmenlerin taşıdığı Taoist denge ve sabır anlayışı ile aynı metinde buluşuyor. Böylece Doğu ile Batı’yı yalnızca karşı karşıya getirmekle kalmıyor; onların çatışmasını, kesişmesini ve hatta sentezinin mümkünlüğünü gösteriyor okurlara. Eliza’nın hikâyesi bir aşkın peşine düşmekle başlar. Fakat yol uzadıkça, aşk bir hedef olmaktan çıkar; kimliğe açılan bir kapıya dönüşür. Onun çektiği acılar, geçtiği sınırlar ve katlandığı yoksunluklar şu soruyu sordurdu bana: Bunca çileye gerçekten değdi mi? Üstelik sevgili figürünün metin içinde silik kalışı ve finaldeki belirsizlik( öldürülen meksikalı gerçekten bizim Şilili özgürlükçü genç mi?) aşkı neredeyse bir gölgeye çevirdi. Roman, kadın olmanın ağırlığını farklı yüzlerle gösterir: Miss Rose’un sınırlı ama zarif direnişi gizli olarak yaptığı erotik içerikli romanlarla aslında eril düzene yazılı karşı koyuşu, Şilili girişimci kadının hayatta kalma gücü ve olağanüstü öngörülü ticari zekası, kahramanımız Eliza’nın fiziksel zorlukları, kimliğini saklamak zorunda kalışı ve ruhsal dönüşümü… Toplumun yargılayıcı bakışı altında kadınlar ya susmaya zorlanır, yok sayılırlar, meta olarak kabul edilirler. Bu bazen bir oyuncak bebek gibi yetiştirlmelerine bazen de köle olarak satılmalarına kadar uzar gider ya da kendi yollarını açmayı zor yolla da olsa kendileri öğrenirler. Burada kendi yollarını kendileri açıyorlar. Din kimi zaman teselli, kimi zaman tahakküm aracıdır. Kapitalizm ise girdiği her yerde umutla birlikte eşitsizliği de büyütür. Sınıf ayrımları, fakirlik, cehalet, sömürgecilik ve göç, karakterlerin kaderini belirleyen görünmez ağlar gibi metnin içinde dolaşır. İnsan kaçakçılığı, fuhuş, çocuk istismarı gibi karanlık gerçekler, Altına Hücum’un parıltısının ardındaki koyu gölgeyi hatırlatır. Parıltı ve zenginlik umuduyla çıkılan yolun sefillik ve hayal kırıklıklarıyla, binbir zorlukla dolu olması bakımından gerçekçi bir anlatıydı. Son dönemin Epstein dosyalarını da hatırlattı maalesef. Yan kurgulardan da dolayı birden fazla tema işleniyordu. Mesela Gazetecilik ve hakikat meselesi de farklı anlam kazanır: Basın gerçeği mi taşır, yoksa onu yeniden mi kurar? Bu soru yalnızca 19. yüzyıla değil, bugüne de uzanıyor, değil mi? Sosyolojik olarak bakıldığında bir kentleşme profili de çiziyor, sadece Şiki’nin liman kentleri değil San Fransisko, California’nın nasıl kasabadan şehire dönüştüğü ya da bazı yerleşim yerlerinin Altına Hücüm sonrası nasıl hayaletleştiğine de anlatıda tanık oluyoruz. Anlatım dili güçlü, betimlemeleri canlıydı; fakat roman ( bana göre) yer yer fazla uzadı, tempo düştü. Ruhlar Evi kadar bütünlüklü ve yoğun gelmedi açıkçası. Genel anlamda bakıldığında bir var oluş, kendi kimliğini inşa etme ve bulma romanı olarak gördüm. Feminist okumayla bakıldığında konuşulacak çok meselesi var. Çevirmen’e neden “Türk” ve Türkiye diye belli kısımlarda çevirdiğini sormak isterdim. 1800” lü yıllarda geçiyor eser, O yüzden “Osmanlı” olması gerekmez mi? Orijinal metinde ne geçiyor acaba? Okurken buna takıldım. Yazarın babasının diplomat olması nedeniyle farklı ülkelerde geçen çocukluğunun ına sağlam bir gözlem ve farklı kültürleri inceleme fırsatı sunduğunu ve bunu eserlerinde kullandığını biliyorum. Romanı Eliza’nın bir sabun kutusunda bulunmasından genç bir kadın okuluna kadar okuduğumuzdan Alman Edebiyat’ının “Bildungsroman” tekniği olarak baktığımı da paylaşmak isterim. Eliza’nın çocukluğundan başladık ve yetişkinliğine uzandık, saflıktan bilince geçişini gözlemledik, bağımlılıktan öz kimliğine ulaşımına şahit olduk. Bence bu edebi tekniğe güzel bir örnek teşkil ediyor.
1000Kitap
Kaderin KızıIsabel Allende · Can Yayınları · 2012210 okunma
·
69 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.