Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom
19.yüzyıl Viyana’sında geçen bu roman, gerçek tarihi karakterleri kurgu bir terapi sürecinde bir araya getiriyor. Ünlü filozof Friedrich Nietzsche, derin yalnızlığı ve fiziksel acılarıyla mücadele ederken; dönemin önemli doktorlarından Josef Breuer ise kendi iç çatışmalarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.
Kitap boyunca terapi odasında geçen diyaloglar, adeta bir satranç oyunu gibi ilerliyor. Kim hasta, kim terapist? Güç kimde? İyileşmek gerçekten mümkün mü, yoksa insan en çok kendi gerçeğinden mi kaçar?
Bu romanı özel kılan şey, felsefeyi ağır bir dille anlatmak yerine onu insan hikâyeleri üzerinden hissettirmesi. Nietzsche’nin fikirlerini, kuru teoriler yerine duygularla tanıyoruz. Ve en çarpıcı nokta şu:
Bazen en güçlü zihinler, en derin yalnızlığı taşır.
Okuduğum kitaplarda kendimden bişey bulmayı seviyorum. Kitap bittiğinde beni düşündürmesini seviyorum. Nietzsche ağladığında da tam olarak bunları yaşadım. Kesinlikle tavsiyemdir
Okuyan arkadaşlarım varsa yorumlarda buluşalımOkuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar
Bunalımın ilacı,ruhun doktoru yoktur.
Kimsen o ol.
Herkes kendi ölümünün sahibidir.
Ümit kötülüklerin en büyüğüdür.
Düşünceler duygularımızın gölgesidir.
Beni öldürmeyen şey güçlü kılar.
İnsan kırkına geldiğinde yirmi beşindeyken bilmediği şeyleri hissediyor hayatla ilgili.
Sıfırı neyle çarparsan çarp sıfır elde edersin.
İnsan arkadaşlarını düşmanlarından daha zor affediyor.
İçe atılan kırgınlıklar insanı hasta eder.
Ve daha buraya sığdıramayacak kadar çok alıntı