Reşat Nuri’nin dili sade ama duygusu yoğun bir kitabı Acımak. Kısa kitapla bile insana her şeyi aktarabilmiş ve hissettirebilmiş yazar. Sırf bu yüzden bile güzel.
Zehra; disiplinli, mesafeli, hatta biraz katı bir öğretmen. Hayata karşı dimdik ama bir o kadar da duvarlı.Özellikle babasına karşı içinde büyüttüğü öfke ve kırgınlık, onun karakterini şekillendirmiş. Zehra’yı okurken ona kızmadım; daha çok içindeki kırgınlığı hissettim. Zehra çocuktu. Doğruyu yanlışı görmemişti , göstermemiştiler.Fakat babası görmüştü, farkındaydı ama o da engel olamamıştı. Çünkü zayıf, dağınık, yeterince mücadele etmemiş, edememiş biri.
İşte bütün bu sebepler iki yaralı insanın hikayesini bıraktı bize.
Yıllar sonra gelen bir haberci ve sonrasında okunan günlük. Onun peşinden gelen pişmanlık, çaresizlik.
Kitabı bitirdiğimde bir süre boşluğa baktım. Bir hüzün sardı içimi.
Zehra babasına bir kez gerçekten sorsaydı — “Neden böyle oldu?”
Belki her şey değişmeyecekti ama en azından eksikte kalmayacaktı.
Hepimizin hayatında yanlış anladığımız, erken hüküm verdiğimiz biri olabilir. Bazen kırgınlıklarımız gerçeğin önüne geçiyor.
Zehra’nın yaşadığı çok daha fazlasıydı. O yüzden onu anlıyorum. Onun gözü perdelerler doluydu, o perdeleri açması gerekenin ise ne gücü ne cesareti vardı.
İnsanları yargılamadan dinleyip, anlamaya çalışalım. Yoksa her zaman geç kalma ihtimalimiz var. Her şey gibi anlaşılmakta zamanında olunca güzel.
İyi okumalar…