Hayatın Zarlarına Karşı İtirazlar
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 161. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 17:48
Kitabı bitirdiğimde sanki birilerinin hikayesini emanet aldım. Nuray Elçin ’in ilk öykü kitabı olan Baht Oyunları , tam da böyle bir emanet gibi duruyor şu an kitaplığımda, gözümün önünde. Yazarı da kitabı da çokça sevmemin sebebi, bizi büyük iddialarla değil, mutfağımızdaki bulaşık suyuyla, kendimizden bile sakladığımız baht kaygısıyla selamlaması. Kitabın ismindeki "baht" kelimesi, insanın üzerine çöken ağır bir alınyazısından ziyade, sanki her sabah yeniden kurulan bir oyun masası gibi geliyor kulağa. Elçin, karakterlerini bu masaya oturturken onlara devasa kahramanlıklar vermiyor aslında. Hatta tam da aksine, hepimizin her gün yaptığı hayati taktikleri anlatıyor. Senin bir oyun alanın vardır ama sen o alanın içinde kendi küçük eylemlerinle, sessiz isyanlarınla o oyunu sabote edebilirsin. Kitap, işte bu oyunların incelikli hikâyesi. Öyküleri okurken fark ediyorsunuz ki, yazar mekânı sadece bir dekor olarak kullanmıyor. Sanki o mekânlar da birer karakter gibi hissettirdi mesela bana. Bir kadının yıllanmış evliliğiyle, mutfak tezgâhındaki bulaşık köpükleri arasında hesaplaşması (hani o köpüklerin dışarı taştığı an), aslında içindeki o bastırılmış öfkenin dışa vurumu. Ya da emekli olduktan sonra kim olduğunu unutan bir memurun, kentin en günahkâr kabul edilen sokaklarında kendini araması... Nuray Elçin, bizi kentsel dönüşümün gölgesinden alıp, Zürafa Sokak’ın gerçekliğine kadar götürürken de asla yargılamıyor. Sadece, bak burada da bir insan var, bu insanlar bunları yaşıyor, diyor. Kaleminin en sevdiğim yanı ise, karakterlerine şefkatle yaklaşması oldu. Editörü Zarife Biliz’in de belirttiği gibi, o yaraları kaşımıyor, sadece üzerindeki kabuğu incitmeden kaldırıp, altına bakmamızı sağlıyor. Emekli olunca hiç kimse olduğunu fark edenler, evine babaannesi taşınınca kendi odasında mülteci durumuna düşen torunlar, ya da ailesine miras yerine koca bir borç (aslında bir özgürlük dersi) bırakan dedeler... Bu karakterlerin her biri kendi baht oyununda kendi zarlarını atmaya çalışan insanlar. Kitapta kadın hikâyelerinin ise bambaşka bir derinliği var. Yazar, itaatkârlık ile asilik arasındaki ince çizgiyi okurun dünyasına çok güzel taşıyor. Genelev atmosferinde kendi bedeniyle ve geçmişiyle hesaplaşan o namlı kadının hikâyesi, sadece bir düşmüş kadın öyküsü değil bence bir kadının kendi cennetinden kovulsa da yine kendi cehennemini kurma cesareti gibi bir şey. Aslında yazar bize şunu fısıldıyor; ister mutfakta bulaşık yıka, ister bir genelev odasında bekle, kendi taktiklerini geliştirdiğin zaman sen o oyunun kurbanı değilsin. Bu öykülerde yapay bir dram yok. Aksine, çaresizliğin içinden süzülen gelen bir ince umut var. Hayat bize her zaman iyi taşlar dağıtmaz ama o taşları nasıl oynayacağımız bize kalmış. Baht oyunlarımızla istersek okey atarız, belki de çifte gideriz ama yenilsek de kendimiz olma cesaretini gösterdiğimiz için güçlü oluruz. Bu kitabı okurken kendinizi hiç tanımadığınız birinin sırrına ortak olurken bulacaksınız. Kitabı bitirdiğinizde sırtınızdaki yükün biraz hafiflediğini hissedeceksiniz. Çünkü artık biliyorsunuz ki, o masada tek başınıza değilsiniz. Eğer siz de hayatın sıradan anlarına gizlenmiş büyük anlamların peşindeyseniz, bir pazar sabahı elinize kahvenizi alıp bu karakterlerle tanışmanızı çok isterim. Okuyunca bana teşekkür edeceksiniz Nurayyy ’in dünyası, insana yalnız değilmişim dedirten limanlardan biri. Köpüklerin dışarı taşmasına izin verin. Kitapla kalın. ఌ
Baht OyunlarıNuray Elçin · Sel Yayınları · 202540 okunma
··
478 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
O ince umut hep bizimle olsun❤️