Selam kitap dostlarımm bugün çook güzel bir şiir kitabı ile karşınızdayım
Erdi Akbulut, "Amor Morte" ile bizi modern dünyanın ışıltılı vitrinlerinden alıp, ruhun o loş ve tekinsiz ara sokaklarına davet ediyor. Kitabın ismi, sadece Latincedeki iki zıt kavramın yan yana gelmesi değil; Amor (Aşk) ve Morte (Ölüm) kavramlarının birbirini besleyen, tüketen ve nihayetinde birbirinin içinde eriyen o amansız döngüsünün bir ilanıdır.
Bu dizeler, Eros ile Thanatos’un —yani yaşam arzusu ile ölüm sessizliğinin— bitmek bilmeyen o trajik valsini anlatır.
"Ömrünü bozuk para gibi harcayan gece bekçileri" olarak bizler, hem aşkın harlı ateşinde yanıyor hem de ayrılığın o buzdan gerçekliğiyle her sabah yeniden yüzleşiyoruz.
Amor Morte, okuruna sahte bir huzur vadetmez. Aksine, dili yer yer sertleşen, yer yer kırılganlaşan bir dürüstlük abidesidir.
Aşkın o toz pembe, romantik maskesini indirir ve geride kalan lekeli izleri, nasır tutmuş duyguları gösterir.
Şehrin ruhsuzluğu ve zamanın kirliliği karşısında insan, tüm yanılgılarına rağmen birini "temiz" kalmaya çalışarak sevebilme cesaretini gösteriyorsa, elinde kalan tek hakikat budur.
Erdi Akbulut’un bu eseri, hem yazanı hem okuyanı sarsan bir çelişki yumağıdır. Bir yanıyla hüzünlü bir veda mektubu, diğer yanıyla tüm arsızlığıyla hayata asılan bir doğum günü kutlamasıdır.
Amor Morte, aşkın en temiz haliyle ölümün en çıplak yüzünü aynı masada buluşturan, acıyla yoğrulmuş bir varoluş çığlığıdır.
Şair sana şunu soruyor: Dünyanın ağırlığını azaltacak kadar büyük bir yeminin var mı?
Eğer cevabını bilmiyorsan, Amor Morte’nin sayfaları arasında o yemini bir yerlerde düşürmüş olabilirsin. Bulmak için o karanlık dehlize gir hadi.
Amor Morte