·480 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Şubat 2026 11:19 Bazen en güvenli kafes, acının kanatlarında saklıdır.”
— Acının Kanatlı Kafesi, Nehir Nevrina
Merhabalar canlarım
BEN geldimmm! Ve bugün sizlere, büyük bir heyecanla ve kalbimde hâlâ etkisi sürerken bitirdiğim Reprisal serisinin ilk kitabı Acının Kanatlı Kafesi ile geldim. (Gerçekten son sayfayı kapattığımda bir süre tavana bakıp “Ben ne okudum şimdi?” dedim )
Kitabımızın başkahramanı Mirel… Küçük yaşta anne ve babasını bir trafik kazasında kaybediyor. O kazadan geriye ise belden aşağısı tutmayan, yatağa bağımlı kardeşi kalıyor. Mirel, kardeşinin tedavi masraflarını karşılayabilmek için gündüzleri ev temizliğine gidiyor, geceleri ise bir mekânda garsonluk ve bulaşıkçılık yapıyor. (Bu kısımları okurken içim parçalandı, gerçekten… )
Bir gece iş çıkışı eve döndüğünde kapısının önünde yaralı, yabancı bir adam buluyor. Onu içeri alıp yaralarını sarmaya çalışıyor. Ancak adamın peşinde birileri var ve bu yüzden polis ya da ambulans çağırmamasını istiyor. Mirel kan görünce fenalaşsa da elinden geleni yapıyor. Sabah olunca, kardeşine bakan hemşireden yardım istiyor ve durumu “sevgilim yaralandı” diyerek geçiştiriyor. (O anki çaresizliğini o kadar hissettim ki…)
Yaraları sarılan adam konuşmaya başladığında ise asıl şok yaşanıyor: Adam Rusça konuşuyor! Mirel hiçbir yabancı dil bilmiyor. Ve bu gizemli adam, sanki hiç yaralanmamış gibi kısa süre içinde ortadan kayboluyor…
Tam 1 yıl, 1 ay, 1 gün sonra ise Mirel’in çalıştığı restoranda yeniden karşısına çıkıyor. Ve ondan, kardeşinin hayatını kurtarması karşılığında kendisiyle evlenmesini ve oğluna annelik yapmasını istiyor. (O teklif anında kalbim yerinden çıkacak sandım!)
Buradan sonrası tam anlamıyla aksiyon, gerilim ve duygu fırtınası
Kitap bir an bile durulmuyor; sakin bir günümüz neredeyse yok. Yazarın dili akıcı, olay örgüsü sağlam ve duygular çok gerçek. (Resmen su gibi aktı, elimden bırakamadım!)
Mirel’in kardeşi için yaptıkları beni en çok etkileyen kısımdı. Ona sadece abla değil, anne ve baba olmaya çalışıyor. Hayallerinden, okulundan, gençliğinden vazgeçiyor. (Okurken gözlerim doldu, yalan yok )
Roman… Ah Roman!
Hem Mirel’i hem de oğlunu korumaya çalışması, duygularını saklama çabası ama bir yandan da her hâliyle hissettirmesi… Kaybolduğu bir yıl boyunca Mirel’i uzaktan izleyip koruması… Aralarındaki çekim, gerilim ve inatlaşma gerçekten çok güzeldi. Mirel ne kadar inkâr etse de Roman’a çekildiğinin farkında. (Ben o elektriği her sahnede hissettim!)
Ve Aleksey…
Mirel ile Aleksey’in anne-oğul sahneleri kalbimi eritti. O tatlılık, o bağ… Gerçekten çok özeldi.
Eğer siz de;
Rus mafyası
Bekâr baba
Anlaşmalı evlilik
Aksiyon ve tutku dolu bir kurgu
seviyorsanız, bu kitap tam sizlik!
Ben serinin devamını aşırı merak ediyorum ve sabırsızlıkla bekliyorum. (Gerçekten ikinci kitap hemen çıksın istiyorum, dayanamıyorum )
Kısacası; duygusu güçlü, temposu yüksek ve karakterleriyle bağ kurabileceğiniz bir hikâye arıyorsanız Acının Kanatlı Kafesi’ne mutlaka şans verin derim.