·334 syf.····Okunma: 19 Şubat 2026 13:21 Selam kitap dostlarımm
Bugün TÜLİN YILDIZ- ÇIĞLIĞIMIN İZLERİ kitabı ile geldimmm
Bazı hikâyeler vardır, sesini yükseltmez… Ama tam da bu yüzden insanın kalbine daha derinden dokunur. Çığlığımın İzleri böyle bir kitap.
Okurken başkasının hayatına tanıklık ettiğini sanırsın; oysa satırlar ilerledikçe, kendi iç sesinle yüzleştiğini fark edersin.
Bu romanda dünya, gözlerin görebildiği kadardır. Görmediklerin ya hiç yaşanmamıştır ya da acıtmamak için zihnin karanlık bir köşesine saklanmıştır.
Anlatıcı, varlığını başkalarının hatırlamasıyla anlamlandırmaya çalışır; unutulmanın, yok olmakla eş değer olduğu bir yerde durur.
Her cümle, “Beni hatırlayan kimse kalmazsa ben kim olurum?” sorusuna sessizce dokunur.
Melina’nın adı geçtikçe içe çöken bir boşluk büyür. Onun yokluğu, sadece bir kayıp değildir; anlatıcının içinden koparılıp alınmış bir parçadır.
Bazen bir çocuk gülümsemesinde belirir, bazen sahil yolunda yabancı bir yüzün bakışında… Melina, geçmişin kapanmayan yarasıdır. Hatırladıkça kanayan, bastırdıkça ağırlaşan bir acıdır.
Bu kitapta korku karanlıktan değil, hatırlamaktan doğar. Aile, suçluluk, vicdan ve pişmanlık birbirine karışır. İnsan, en çok kendinden kaçtığında yorulur.
Anlatıcı da kaçmak ister; başka manzaralara, başka hayatlara… Ama bazı evler vardır, içindeki herkes ölmüş olsa bile ağırlığı omuzdan hiç inmez.
Çığlığımın İzleri, yüksek sesle ağlayan bir hikâye değildir. Sessizce içe çöken bir sızıdır. Okurken hızlanamazsın, çünkü her satırda durup nefes almak gerekir. Bitirdiğinde “ne oldu?” diye sormazsın; “neden böyle hissettim?” dersin.
Bu kitap; kalbinde suskun yaralar taşıyanlara, geçmişle barışamayanlara ve kendini affetmeyi bir türlü beceremeyenlere dokunur. Çünkü bazen en derin çığlıklar duyulmaz…
Ama izleri hep kalır.
Bu kitap okunmalı; çünkü bazı hikâyeler ne anlatıldıkları için değil, sana kendini hatırlattıkları için gereklidir.