·511 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Şubat 2020 03:19 İhanet Noktası, Dan Brown’ın en sert, en hızlı, en NASA’nın gölgesinde dönen romanı…
Ama bu sefer semboller, kiliseler, gizli tarikatlar değil.
Bu sefer uzay, teknoloji, güç ve en önemlisi ihanet var. İhanet o kadar derin ki, sadece insanlar birbirine değil; insanlık kendi geleceğine ihanet ediyor.
Her şey bir meteorun Antarktika’da düşmesiyle başlıyor. NASA bunu sıradan bir kaya diye açıklıyor ama içindeki fosiller… hayatın kökeni. Ya da daha kötüsü: hayatın sonu. Michael Tolland okyanus bilimci, televizyon yıldızı, karizmatik adam ekibin içinde. Rachel Sexton Beyaz Saray istihbarat analisti, babasının gölgesinde büyümüş, soğuk, keskin bir kadın, meteoru incelemeye gönderiliyor. Ve William Pickering Ulusal Keşif Bürosu’nun başı, Rachel’ın patronu, her şeyi bilen adam Bu bir tuzak diyor.
Ama asıl ihanet, gökyüzünden değil; en güvendiğin yerden geliyor.
En yakınından.
En sevdiğinden.
Brown burada bize şunu hissettiriyor:
Güven, en büyük yanılsama.
Ve ihanet, en büyük silah.
Kitap ilerledikçe buzullar arasında koşuyorsun. Helikopterler düşüyor, kar fırtınası gözünü kör ediyor, silah sesleri yankılanıyor. Ama en korkuncu fiziksel tehlike değil. En korkuncu şu soru:
“Ya her şey yalan olursa?
Ya NASA’nın bulduğu şey, insanlığın sonunu getirecek bir sır değil de, birilerinin iktidar oyunuysa?”
Rachel’ın babası Senatör Sexton başkanlık yarışında, uzay programını yerden yere vuran adam, meteoru kendi lehine kullanmak istiyor. Ama meteorun sırrı, onun sandığından çok daha büyük. Ve o sır, Rachel’ın kendi kanında, kendi geçmişinde saklı.
En içe işleyen satırlar, şu gerçekte gizli:
“İhanet, bir bıçak değil.
İhanet, bıçağı tutan elin sana gülümsemesidir.”
Ve o gülümseme, sayfaları çevirdikçe sana da dönüyor. Çünkü Brown diyor ki:
En büyük ihanetler, en büyük aşklardan doğar.
En büyük yalanlar, en büyük gerçeklerin arkasına saklanır.
Bu kitap seni sadece heyecanlandırmıyor.
Seni şüpheye düşürüyor.
Güvendiğin her şeye.
Herkese.
Ve en çok da kendine.
Çünkü ihanet, dışarıdan gelmez her zaman.
Bazen en derininde, en sessizinde başlar.
Ve başladığında… geri dönüşü yoktur.