Bir grup insan dünyaya çok benzeyen ve soror ismini verdikleri maymunların egemen olduğu bir dünyaya iniş yapıyor. Bu dünyada insanlar; kafeslere kapatılan, üzerinde deneyler yapılan, boynuna tasma takılıp gezdirilen canlılar. Konuşamayan, kendini ifade edemeyen, “incelenen” tarafta olan varlıklar artık biziz. Başkarakter hem hayatta kalmaya hem de bilinç sahibi bir varlık olduğunu kanıtlamaya çalışır.
Maymunlar uluslara ayrılmıyor; goril, orangutan ve şempanzelerden oluşan bir yönetim düzeni var. Bilim yapan, karar alan, araştıran taraf onlar. İnsan ise laboratuvar masasında. İşte tam bu noktada romanın en sarsıcı tarafı devreye giriyor: Hayvanlar üzerinde yapılan deneylere alışmış bir insanlık için, aynı muamelenin kendisine yapıldığını düşünmek güçlü bir empati alanı açıyor. “Aynısı bize yapılsa?” sorusu metnin altına sessizce yerleşiyor.
Hikâye boyunca kurulan bu ters düzen, finalde daha da çarpıcı bir noktaya bağlanıyor. Kısa ama etkisi uzun süren bir roman.