·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Şubat 2026 15:27 Günah dolu bir hayat süren Dante, karanlık ve vahşi bir ormanda kaybolmuştur. Korku içinde etrafına bakarken karşısına Antik Roma şairi Vergilius çıkar ve onun rehberliğinde yeraltına, yani cehenneme doğru bir yolculuğa başlar. Bu yolculuk ürkütücü ve sarsıcıdır. İşkence, vahşet ve çığlık kol koladır.
Dante, cehennemi dokuz katlı bir yapı olarak tasarlamıştır. Her katta günahkârlar, işledikleri suçlara uygun cezalar çekmektedir. Aşağıya inildikçe hem suçların ağırlığı hem de cezaların şiddeti artmakta, mekân daralmakta, karanlık ise yoğunlaşmaktadır. Her günahın simgesel bir karşılığı vardır. (Şehvet tutkunları rüzgarda savrulur, cinayet işleyenler kanlı ırmakta haşlanır, kahinler ise başları arkaya dönük dolaşır)
İnsanoğlu tarih boyunca ölüm sonrası hayata ve yapılan kötülüklerin bir karşılığı olduğuna inanmıştır. Cehennem, günahkârların ceza göreceği karanlık ve bilinmez bir yer olarak tasavvur edilmiştir. Bilinmezdir çünkü geri dönüp anlatan yoktur. Ancak mitolojik kaynaklarlarda(Gılgamış, Odysseus, Aeneas)kahramanlar yeraltına inmiş ve cehennemi tasvir etmişlerdir.
Dante bu kaynaklardan çokça etkilenmiş ve cehennemi ince bir işçilikle modifiye etmiştir.
Mitolojik kaynaklarda karşımıza çıkan bu karanlık ülke, insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini ve adalet arayışını simgelemektedir. Homeros’un Odysseia'ında yeraltına inen Odysseus'u geçmiş kahramanların ruhları karşılar. Kaderin oyuncağıdırlar ve azap çekmektediler.(Tanrılar keyfi davranır ve ahlaki bir sistem yoktur) Benzer sekilde rehberimiz Vergilius'un kitabında da Aeneas yeraltına indiğinde hem cezaladirilan(tartarus) hem de ödüllendirilen(Elysium) figürler ile karşılaşır.(Ahlaki düzen devlet ideolojisiyle bağlantılıdır) Dante'nin cehenneminde de aynı kahramanlar, figürler hâlâ oradadır ve cezalarını çekmektedir. Achilles, Dido, mitolojik devler ve bir çok pagan kahraman burada yeniden konumlandirilmistir. Yani dini inanç, coğrafya ve zaman değişmiş fakat cezalandirilan figürler anlatının içinde yaşamaya devam etmişlerdir. Bu nedenle Dante'yi anlamak için cehenneme dikine bakmak şarttır. Ortada kadim bir senaryo vardir ve her büyük anlatıcı o senaryoya kendi çağının rengini katmıştır.
Dante, bu kadim mirası katman katman işleyerek yeniden kurmuştur. Kendi çağının hesaplaşmalarını da ekleyerek yeraltına yürüyüşü bir politik yolculuğa dönüştürmüştür. Kendini Romalı, yani Truva soyunun mirasçısı(Truva prensi Aeneas'ın Roma'ya gelip imparatorluğu kurduğuna inanılması) olarak gördüğü için mitolojik hikayelere karşı tarafsız kalamamıştır. Truva düşmanı Yunan kahramanlarını cehennemin en karanlık çukurlarına yerlestirmistir. Odysseus ve Diomedes hilelerinin alevleri içinde kıvranırken, Sinon ihanetin bedelini ödemektedir. Burada yalnızca bireysel günahları değil, tarihsel hafızayı da yargılamaktadır.
Dante’nin asıl cesareti ise kendi çağının otoritelerine yönelttiği ağır eleştiride belirginleşmektedir. Papaları ve kardinalleri cehennemin en dibine yerleştirmesi kilise düzenine karşı devrimci bir tavırdır. Kitabı Latince yerine İtalyanca yazması bile kilisenin ayrıcalıklı dünyası karşında halkın yanında olduğunu göstermektedir. Bu yönüyle eser, yaklaşık bir asır sonra başlayacak olan Protestan Reformu’nun zihinsel zeminini de sezdirir. Reform henüz gerçekleşmemiştir fakat şiirin içinde eleştirel damar atmaktadır.
Hz Muhammed ve Hz Ali'ye gösterdiği tavır dönemin gergin siyasi atmosferine bağlanabilir. Hacli Seferleri'nin devam ettiği iki taraftan binlerce insanın hayatını kaybettiği tansiyonun karşılıklı yukseldigi bir dönemde tarafsız kalmakta zorlandığını düşünüyorum(Büyük babası bu seferlerde ölmüş). Kaldı ki cok saygı duyduğu, eserlerinden beslendiği Yunan filozoflarını da sadece vaftiz olmadıkları icin cehennemin ilk katına yerlestirmistir.(Rehberim ustam dediği Vergilius bile buradadır)