Bu sefer olmadı. Hiç sevmedim. Ne karakterlerle bağ kurabildim(sadece iki kişi),ne konu ile özdeşleşebildim(yas süreci)
Kitabın dili ya da çevirisi ile ilgili değil bu konu. Kitap kendini okutur. Ancak konunun içine hiç giremedim.
2025 Booker Prize'da kısa listeye kalmış kitap. Ben artık bu ödül müessesesini de sorgulamaya başladım. Bu ikinci oldu böyle ödüllere aday gösterilip de sevmediğim.
Okuma çok öznel ,çok kişisel bir eylem. Ama yine de bazı ortak paydalarda,ortak noktalarda buluşabiliyoruz. Klasikler, o yüzden klasik değil mi?
Bu kitabın da çok seveni ya da okursa sevecek olanı vardır. Onlar için kısaca şöyle anlatayım kitabı:Arkadaşlıkları çocukluk yıllarına dayanan iki yakın arkadaştan biri psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmektedir. İntiharının ardından "Anlatıcı" karakteri onunla ilgili anılarını, yaşadıklarını yas manifestosu gibi anlatır.
İsmini veren leopar desenli şapka, romanda Fanny’nin değişken ruh halinin bir simgesi. Fanny bu şapkayı taktığında bazen dünyaya meydan okuyan özgüvenli bir kadına dönüşüyor, bazen de şapkanın arkasına gizlenerek dünyadan kaçıyor. Şapka, bir aksesuardan ziyade Fanny’nin parçalanmış kimliğinin ve "başka biri olma" arzusunun bir metaforu.
Kitapla ilgili şöyle bir detayda var. Yazarın kız kardeşine şizofren teşhisi konuluyor ve ardından intihar ediyor. Kitap bu dramatik olayın ardından yazılıyor.
Daha önce de dediğim gibi kitabın seveni de çok. Bir önyargı oluşturmak istemem. Merak eden alıp okuyabilir.